21 Mart
OSB’lerden yükselen yaşam mücadelesi

OSB’lerden yükselen yaşam mücadelesi


Büyük sanayi bölgelerinde çalışan genç işçiler hem işçi sınıfının en yoğun sömürüyle karşılaşan hem de en örgütsüz olan kesimi.
 
Umut Düzgün BULUT İkitelli/İstanbul

 

İstanbul’un en büyük Organize Sanayi Bölgesi’nde (İkitelli OSB) çalışan genç işçilerin Türkiye’deki genç işçi kuşaklarının bugünkü ruh halini anlamamıza yardımcı olacak önemli eğilimleri taşıdığını söyleyebiliriz. Buradaki genç işçilerle yürüttüğümüz anket sonucunda işçi gençliğin mevcut çalışma koşullarının değişeceğine dair umutlarının zayıf olduğu ise bu eğilimlerin başında geliyor. Günlük 10 ile 12 saat arasında yoğunlaşan çalışma saatlerine sigortasız çalışmayı ve iş yerinde şiddeti de eklediğimizde bu eğilimin önemli olduğunu söylemek gerekiyor. Konuştuğumuz genç işçilerin eğilimlerine geçmeden önce İkitelli OSB’yi yazıda kısaca açıklamak önemli olacaktır.1990 yılında üretime başlayan İkitelli OSB 31 yıldır İstanbul’un en büyük üretim bölgelerinin başında geliyor. 38 sanayi sitesinin tamamı kooperatif olarak kendi içinde örgütlenmiş yapılardan oluşuyor. İOSB’nin kendi internet sitesinde yayımladığı rakamlara göre resmi 250.000 işçi bu bölgede çalışıyor ki azımsanmayacak ölçüde 18 yaş altı ve mülteci işçilerin çalıştığı gerçeklik resmi rakamların üstünde işçinin çalıştığını gösteriyor. Yine kendi internet sitelerinden aktardıklarına göre İOSB’de yıllık 5-6 milyar dolarlık katma değer üretimi gerçekleştiriliyor. Türkiye ihracatının ise %2,2’si yine bu bölgeden karşılanıyor.

GENÇ İŞÇİLERİN %42’Sİ ÇOCUK 
Bu sanayi bölgesinde çalışan 25 yaş altı genç işçilerle; 5 soruluk ancak bir saatlik öğle molalarında yapabildiğimiz, eğilim toplamak adına oldukça sınırlı düzeyde bir anket çalışması yürüttük. 250.000’den fazla işçinin çalıştığı bölgede 100 genç ile yaptığımız bu kısa anketin bu bölgedeki genç işçilerin ancak genel eğilimlerini anlamak adına yardımcı olabileceğinin altını çizmek gerekiyor. Şimdi birlikte anketin sonuçlarına göz atalım.

100 genç işçiden 42’si 18 yaş altında ve dolayısıyla sigortasız çalışıyor. Anketimize yansıyan en küçük yaş ise 12 yaşındaki çocuk işçiler. Bu rakamlar aslında İOSB’nin küçük atölye üretimini ve yoğunluklu olarak saya, ayakkabı vb. gibi niteliksiz işlerin öne çıkmasının sonuçlarından biri. Anket sırasında konuştuğumuz işçilerin arasında günlük 8 saat veya altında çalışan işçi sayısı oldukça az. Yoğunluklu olarak çalışma saatlerinin 12 saate çıktığını görüyoruz ki işe gelip giderken yolda kaybedilen zamanla birlikte bu çalışma zamanı 14 saate kadar çıkıyor. Sigortalı ve en az asgari ücret düzeyinde maaş alan genç işçiler yine anketin azınlığını oluşturuyor. Tüm bu çalışma koşulları Türkiye’nin ekonomik gerçekliğiyle örtüşünce aslında genç işçiler arasında çalışma koşullarına dair huzursuzluğun yoğunlaştığı beklentisi yaratabilir. Yine de 100 gençten 74’ü kendi çalışma koşullarından memnun olduğunu söylüyor! Ancak bu veriden çıkarım yapmak için acele etmeyelim. En güvencesiz işlerde çalışan bu işçilerin tanımadıkları insanlara kendi koşullarını rahatça tartışması kolay olmayabilir. Buna rağmen yine de sonuç yüksek. Memnun olma sebeplerini sorduğumuzda işçilerin memnun olma kriterinin asgari ücretin altında olsa bile ücretlerini düzenli alması ve iş yerinde sözlü-fiziki şiddete uğramıyor olması geliyor. Bu oldukça önemli çünkü İOSB 31 yıldır binlerce işçinin çalışmaya ilk başladığı bir bölge olmuş. Türkiye işçi sınıfının genç kuşaklarının hangi koşullarda “disiplin” edildiğini de gösteriyor. Çıraklık adı altında her türlü ayak işinin yaptırılması ancak asgari ücretin yarısı düzeyinde ödemelerin yapıldığı, iş yerlerinde ses çıkardığında sözlü ve fiziki şiddetle karşılaşması daha ilk yıllarında genç işçilere mevcut koşullarına ikna olması için bir sopa görevi görüyor. En genç kesimi olması sebebiyle işçi sınıfının mücadele deneyiminden de en yoksun kesimi olan bu yaş aralığındaki işçiler ise alternatif gelecek planları kurarak uzunca yıllar bu koşulları kabul etmek durumunda kalıyor.

ÇALIŞMA KOŞULLARINDAN MEMNUNİYET GERÇEKÇİ Mİ?
Son sorumuza verilen çalışma koşullarının değişeceğini düşünmüyorum cevabını yalnızca bu koşullardan memnun oldukları sonucuyla ele almak hata olur. Birçok genç işçi çalıştığım iş yerine sendikanın girmesiyle şıkkını duyduğunda sendikanın ne olduğunu bilmediklerini ifade etti. Genç işçiler sınıfın ekonomik mücadele araçlarından en önemlisinden bihaber. Bu bölgede sendikal faaliyetlerin ne düzeyde olduğunu tespit etmek zor ancak görünür olmadığı kesin. Diğer iki şıkka gelen cevaplar ise önemli. 3 işçiden 30 işçiye kadar çalışanla üretim yapan küçük atölyelerin yoğun olduğu bölgede yürüttüğümüz anket çalışmasında, işçilerin birleşmesiyle koşulların değişeceğini düşünenlerin sayısının hiç de azımsanmaması gerektiğini söylemek gerekiyor. Çünkü bu küçük atölyelerin patronları ile işçileri bazen aynı tezgahta aynı saatlerde çalışıyorlar. Bu durum genç işçilerin patron-işçi arasındaki çelişkiyi gözlemlemesinin, sınıf bilincinin gelişmesinin önünde bir perde oluyor. Bu küçük atölyelerin önemli kısmı büyük şirketlerden aldıkları parça başı işlerle üretim gerçekleştiriyor. Dolayısıyla ekonomik koşulların büyük oranda belirleyicisi aslında bu şirketler oluyor. Genç işçilerin de kendi çalışma koşullarının ve hayat şartlarının iyileştirilmesi için yürütecekleri mücadelenin de biçimini belirleyen aslında bu faktör oluyor. Bu nedenle genç işçilerin bu memnuniyetleri aslında, bulundukları pozisyonda geçici olarak bulundukları ve “hayatlarının ilerleyen süreçlerinde daha iyi çalışma koşullarına sahip olacakları” düşüncesinden kaynaklandığı yorumu da yapılabilir elbette. Bu bölgedeki işçilerin hayat şartları için mücadele etmesi gereken odağı göstermesi açısından 2017’deki saya eylemleri önemli bir örnek. 2017 yılında Adana, İstanbul, İzmir, Gaziantep gibi şehirlerde ayakkabı tekellerin parça başı fiyatlarını yükseltmesi için örgütlenen ve iş bırakan binlerce işçinin arasında İkitelli OSB’nin saya işçileri de yer alıyordu.Yazının en başında dediğimiz gibi bu anketin verileri ancak genel eğilimler üzerine tartışmamıza olanak sağlıyor. Yine de Genç Hayat dergisinin sayfalarından gördüğümüz üzere; büyük sanayi bölgelerinde çalışan genç işçiler hem işçi sınıfının en yoğun sömürüyle karşılaşan hem de en örgütsüz olan kesimi. İOSB gibi sanayi bölgeleri yalnızca tekellerin ucuz maliyet ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda patron sınıfının istediği örgütsüz ve mücadele deneyimlerinden yoksun işçi kuşaklarını da yaratıyor.

Ankete katılan 100 genç işçinin;

*28’i ortaokul, 21’i meslek lisesi, 22’si düz lise, 11’i üniversite mezunu. Kalan 18’i ise herhangi bir okulu bitirmemiş.

*57’si 18-25 yaş arasında, 43’ü ise 18 yaşının altında. Ankete katılan en küçük işçi ise 12 yaşında. 

*62’sinin İnstagram, 15’inin Tiktok, 6’sının Facebook, 3’ünün de Twitter en sık vakit geçirdiği sosyal medya uygulaması. Kalan 14 kişi ise sosyal medya kullanmıyor.

*69’u çalışma koşullarından memnun, 19’u memnun değil, 7’si hiç memnun değil, 5’i çok memnun.

*40’ı çalışma koşullarının değişeceğini düşünmüyor, 15’i işçilerin birleşmesiyle, 9’u hükümetin değişmesiyle, 6’sı sendika ile değişeceğini düşünüyor. Kalan 30’u ise cevap vermek istemiyor.

Bu yazı 915 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur