01 Mart 2024
TÜRKIYE’DE AFET YÖNETIMINDE DIRENÇLILIK VE DIRENÇLI ŞEHIRLER

TÜRKIYE’DE AFET YÖNETIMINDE DIRENÇLILIK VE DIRENÇLI ŞEHIRLER

 

OĞUZHAN ERDOĞAN

2007’de Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetim Bölümü’nden mezun oldu. 2010’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini, 2018’de Aksaray Üniversitesi’n- de doktora eğitimini tamamladı. 2012’de Trabzon Avrasya Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlayan Erdoğan, 2013’ten itibaren öğretim üyesi olarak Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde akademik hayatını sürdürmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumunda danışman, Türkiye Ragbi Federasyonunda denetleme kurulu başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 12. Kalkınma Planı Yerel Yönetimler Özel İhtisas Komisyonu üyeliği görevlerini yürütmüştür. Erdoğan’ın yerel yönetimler, kentleşme ve çevre, katılım, dijitalleşme gibi konulara odaklanan yedi kitabı ve yayımlanmış çok sayıda akade- mik çalışması bulunmaktadır.

CENAY BABAOĞLU

Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olmuştur. Lisansüstü çalışma- larını aynı üniversitede kamu yönetimi alanında tamamlamıştır. Bu dönemde Bremen, Berlin ve Üsküp’te iki yıl süreli akademik araştırma ziyaretleri gerçekleştirmiştir. Dijitalleşme alanında doktora sonrası araştırmasını 2022’de Catania Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Hacettepe Üniversitesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Selçuk Üniversitesi ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde görev yapmıştır. 2020-2024 arasında e-öğretim sistem- leri alanında danışmanlıklar yapan Babaoğlu, 2021-2024 döneminde The Association for Middle Eastern Public Policy and Administration yönetim kurulu üyesi olarak görev almıştır. Halihazırda Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde öğretim üyesi ve SETA Vakfı’nda siyaset araştırmacısı olarak görev yapmaktadır. Yönetim ve dijitalleşme, sivil toplum, kamu politikası uygulamaları ve yerel yönetimler gibi alan- lara odaklanan çalışmaları bulunmaktadır.

Bu yayının tüm hakları Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı’na aittir. SETA’nın izni olmaksızın yayının tümünün veya bir kısmının elektronik veya mekanik (fotokopi, kayıt ve bilgi depolama vd.) yollarla basımı, yayımı, çoğaltılması veya dağıtımı yapılamaz. Kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.

Bu yayındaki fikirler tamamen yazarına aittir ve SETA Vakfı’nın yayın politikasını yansıtmayabilir.

SETA Yayınları 240

I. Baskı: Şubat 2024 ISBN: 978-625-6583-22-1

Baskı: Turkuvaz Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş., İstanbul

SETA | SİYASET, EKONOMİ VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI VAKFI

Nenehatun Cd. No: 66 GOP Çankaya 06700 Ankara TÜRKİYE Tel: +90 312 551 21 00 | Faks: +90 312 551 21 90

www.setav.org | info@setav.org | @setavakfi

SETA | İstanbul

Defterdar Mh. Savaklar Cd. Ayvansaray Kavşağı No: 41-43 Eyüpsultan İstanbul TÜRKİYE

Tel: +90 212 395 11 00 | Faks: +90 212 395 11 11

SETA | Washington D.C.

1025 Connecticut Avenue, N.W., Suite 1106 Washington D.C., 20036 USA

Tel: 202 223 9885 | Faks: 202 223 6099

www.setadc.org | info@setadc.org | @setadc

SETA | Berlin

Kronenstraße 1, 10117 Berlin GERMANY berlin@setav.org

SETA | Brüksel

Avenue des Arts 6, 1000 Bruxelles BELGIUM Tel: +32 2 313 39 41

TÜRKIYE’DE AFET YÖNETIMINDE DIRENÇLILIK

VE DIRENÇLI ŞEHIRLER

Oğuzhan Erdoğan, Cenay Babaoğlu

İÇİNDEKİLER

ÖZET | 7

GİRİŞ | 9

DİRENÇLİLİK VE DİRENÇLİ ŞEHİR | 11 TÜRKİYE’DE DİRENÇLİ ŞEHİRLER | 19

Kalkınma Planlarında Dirençli Şehir | 21 Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli | 22

DİRENÇLİ ŞEHİRLER BAĞLAMINDA İYİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ | 25 DEPREME DİRENÇLİ ŞEHİRLER | 29

TÜRKİYE’DE DEPREMLERE DİRENÇ GELİŞTİRME VE KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI | 33

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı | 36

Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm Şurası | 37

SONUÇ VE ÖNERİLER | 39 KAYNAKÇA | 43

ÖZET


Medeniyetlerin birikimi olarak eklektik gelişen şehirler, ekonomik ve sosyal ha- yatın odak noktasıdır. Afetler ise şehirlerde yol açtığı tahribatlar, belirsizlikler ve geleceğe dair öngörülemezlik ile şehirlerin en önemli gündem maddesi ola- rak öne çıkmaktadır. Bu sorunların aşılması adına yeni yöntem arayışları devam etmektedir. Şehirlerde risklerin azaltılması ve afetlerle mücadele için şehirlerin dirençli hale getirilmesi söz konusu yöntemlerden birisidir. Son on yılda şehir- lerin afetler sonucu aldığı hasarlar, yaşam alanlarının dirençli hale getirilmesi- nin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermektedir.

Bu raporda şehirlerin karşı karşıya geldiği riskleri yönetmek için değişimi ve belirsizlikleri ortadan kaldırmayı odağına alan “dirençli şehirler” kavramı değerlendirilmektedir. Dirençli şehirler bağlamında dünyada öne çıkan geliş- meler ve Türkiye’nin son yirmi yılda bu yolda attığı adımlar ele alınmaktadır. Dirençli şehirler oluşturma yolundaki başarılı uygulama örnekleri, Türkiye’deki kurumsal ve yasal düzenlemeler ve mevcut durum bu kapsamda analiz edilmek- tedir. Özellikle dünya genelinde en fazla can ve mal kaybına yol açan afet türü olan depremler karşısında dirençli bir şehir ve toplum oluşturma noktasında gündeme gelen uygulamalar ve atılabilecek adımlar incelenmektedir.

GİRİŞ


Vatandaşlara sunulan hizmetlerle cazibesini her geçen gün artıran şehirler hem nü- fus hem de fiziki alan anlamında günden güne büyümektedir. Bu büyüme berabe- rinde kimi sorunlara da yol açmaktadır. Afetler bu sorunların başında gelmektedir. Doğal ve insan kaynaklı afetlerde yaşanan artış ise bu sorunları daha da karmaşık hale getirmektedir. Dolayısıyla afetlerle mücadele ve afet yönetimi konusu tüm dün- yada olduğu gibi Türkiye’de de gündemdeki yerini korumaktadır.

Afetlere hızla reaksiyon göstermek, etkili ve kalıcı çözümler üretmek şehir- lerin hayati fonksiyonlarına devam edebilmeleri için önemlidir. Şehirlerin ya- şadıkları sorunlara, afet ve risklere karşı hazırlıklı olmaları, bu sorunlara uyum sağlayabilmeleri ve çözüm üretebilme kapasiteleri kentsel dirençliliklerini göster- mektedir. Şehirlerin iyi yönetilmesi, kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması ve imkanların artırılması kentsel dirençliliği de artırarak kentleri daha güvenli ve korunaklı bir yer haline getirmektedir.

Afetlere maruz kalma açısından yüksek riskli bir bölgede yer alan Türki- ye’de yaşanan felaketler; sağlıktan ekonomiye, ulaşımdan eğitime kadar birçok konuda toplumu etkilemiş durumdadır. Özellikle 6 Şubat 2023’te gerçekleşen Kahramanmaraş depremleri ülkemizde afetlerin yönetimiyle ilgili bir yenilen- me sürecini gündeme getirmiştir. Afet konusunun teknik yönleri, idari boyu- tu, denetim süreçleri ve yasal altyapısı Kahramanmaraş depremleri sonrasında yeniden ele alınmaktadır. Bu noktadaki önemli girişimlerden birisi ise dirençli şehirler oluşturulmasına yönelik çalışmalardır.

Günümüzde şehirler; altyapı, ulaşım, parklar, sosyal hayat, vatandaşlar, üni- versiteler, özel sektör, kamu kurum ve kuruluşları gibi tüm paydaşlarla “şehir ekosistemi”ni oluşturmaktadır. Kentlerin varlığı ve devamlılığı da bu şehir ekosis- teminin devamına bağlıdır. Çünkü şehir içerisindeki her bir paydaşın yaşamın ge- lişiminde görev ve sorumluluğu vardır. Günümüzde yaşanan afetlerde can ve mal kayıplarının en büyük nedeni de bu şehir ekosisteminin sağlıklı işleyememesidir. Bu yüzden afetlerle ve özellikle büyük yıkıma yol açan depremlerle mücadelede kentsel dirençliliği önceleyen, beklenmedik durumlar karşısında hızlı ve alternatif- li çözümler üretebilen, riskler karşısında paydaşlarının uyum sağlayabildiği ve bu risklere karşı cevap verebilen şehirlerin oluşturulmasına ihtiyaç vardır.

Deprem gibi birçok afetin oluşmasını engelleyemeyeceğimize göre bunlara karşı direnç geliştirmek, daha önceki tecrübelerden yararlanmak, iyi yönetim uy- gulamalarını yaygınlaştırmak ve acil durum eylem planları oluşturmak günümü- zün öncelikli yaklaşımlarındandır. Burada dirençli şehri, hiçbir afet ve riskle karşı karşıya gelmeyen ya da gelmeyecek bir şehir olarak değil tam aksine sorunlar or- taya çıkmadan bunları öngörebilen, kriz anında bu sorunlara çözüm üretebilen, afetlere karşı hazırlıklı olabilen şehirler olarak algılamamız gerekmektedir. Bu ra- porda hedeflenen dirençli şehirlerin oluşumlarını açıklamak, şehirlerin dirençli hale getirilme sürecindeki uygulamaları ortaya koymak ve Türkiye açısından bir değerlendirme sunmaktır.

DİRENÇLİLİK VE DİRENÇLİ ŞEHİR


Yaşam alanlarında, büyüyen sorunlar ve belirsiz gelecek senaryoları insanların yaşam kalitesini düşüren etkenlerdendir. Ancak yönetimlerden beklenen ve talep edilen ise yüksek yaşam kalitesinin vatandaşlara ve hizmet alanlara sunulmasıdır. Öte yandan deprem, yangın, sel, siber saldırı, salgın hastalık ve göç gibi kriz ve afetler bu taleplerin karşılanmasında yeni sorunlar meydana getirmektedir. Do- layısıyla bu mücadelede olası riskleri önceden tahmin etmek, önlem almak ve bu risklere cevap verebilmek için yönetişim modelini de içine alan yeni bir para- digma değişimine ihtiyaç vardır.1 Nitekim geleneksel strateji ve uygulamalar bu krizlerle başa çıkma noktasında yetersiz kalmaktadır. Bununla birlikte özellikle koronavirüs (Covid-19) salgını ile daha da belirgin hale gelen şehirlerin kırılgan yapıları, tabii veya beşeri nedenlerle ortaya çıkan tehditlerle baş edebilme nokta- sında daha fazla adım atılmasının gerekliliğini tekrar göstermiştir. Artık dünya, daha önceden görülmemiş büyüklükte ve sıklıkta afetlerle mücadele etmeye ça- lışmaktadır. 21. yüzyılda küreselleşmenin etkisiyle şehirlerin hiç olmadığı kadar birbirine bağlanması bu mücadelede hem riskleri yaygınlaştırmakta hem de iyi uygulamaları transfer etmede kolaylıklar sağlamaktadır.

Tehditleri bertaraf etmek amacıyla şehri yönetenler tarafından risklerin ve olu- şan hasarların minimize edilmesi yani vatandaşların ve şehirlerin afetlerden en az düzeyde etkilenmesi, şehirlerin risk sonrasında hızla toparlanması ve eski haline getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekmektedir.2 Herhangi bir tehlike karşısında

Elif Boz Ulutaş, “Dirençli Şehirler”, BEBKA Haber Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 33, (2020), s. 32.
Deniz Gerçek, “21. Yüzyıl ve Dirençli Şehirler”, Mimarlık Dergisi, Sayı: 417, (2021), s. 39-41.


şehirlerin ulaşımdan sağlığa, gıdadan altyapı hizmetlerine kadar şoklar karşısında güçlü ve esnek kalabilmesinin önemi de buradadır. Bu noktada da karşımıza sihirli bir sözcük olarak “direnç” kavramı çıkmaktadır. Ancak direnç kavramının farklı disiplinlerde farklı anlamlarda kullanılması kavram kargaşasına neden olmaktadır. Direnç kavramı; fizik disiplininde “elektrik devresindeki elektrik akımına karşı ko- nulması”, psikoloji disiplininde “bir tehlikeyle baş edebilme”, yönetim disiplininde “örgütün yaşanan bir sorunla mücadele edebilme kabiliyeti” ve ekonomi disiplinin- de “yüksek olan fiyat seviyelerinin durma noktasına gelmesi” anlamları taşımak- tadır. Direnç kavramı tüm bu disiplinlerin yanında afet tehlikesini azaltma, iklim değişikliğine adaptasyon, mekansal planlama ve güvenlik gibi konularda da sıkça kullanılmaktadır.3 Bu konular doğrudan şehirleri ilgilendirdiğinden direnç kavramı kentleşme disiplininde de yaygın bir şekilde kendine yer bulmaktadır. Bu anlamda direnç, şehirlerin çevresel risklerle mücadele edebilme kapasitesidir.4

Dirençli şehirler ise “her türlü tehlikeye karşı hazır olan şehirler” olarak ta- nımlanmaktadır.5 Dirençli şehirler kentsel sorunları ortadan kaldırabilme, bu so- runlar nedeniyle ortaya çıkan olumsuz etkileri en aza indirebilme, değişikliklere adaptasyon sağlayabilme ve kentsel potansiyeli sınırlandıran faktörlerden hızla kurtulabilme gibi özelliklere de sahiptir.6 Diğer taraftan Birleşmiş Milletler Afetle- rin Azaltılması Sekretaryası tarafından 2010’da hayata geçirilen “Şehirler Dirençli Hale Geliyor | Şehrim Hazırlanıyor: 2010-2015 Dünya Afet Zararlarının Azaltıl- ması Kampanyası”nda ise dirençli şehirler şu şekilde tanımlanmaktadır:7

Yönetişim ekseninde katılımcı bir yönetim anlayışıyla şehir planlaması ya- pılan ve şehre dair kararlar alınan
Sürdürülebilir kentleşmeyi hedef alan hesap verebilir ve şeffaf bir yerel yö- netime sahip olan
Altyapısı ve hizmetleri ile şehir genelinde yeterli hizmet sağlayan
Bilimsel veriler çerçevesinde imar mevzuatına uygun yapıları bulunduran


Suna Ersavaş Kavanoz, “‘Kentsel Direnç’ Kavramı Üzerine”, Kent ve Çevre Araştırmaları Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 1, (2020), s. 8.
Çiğdem Tugaç, “Kentsel Sürdürülebilirlik ve Kentsel Dirençlilik Perspektifinden Tarihteki Pandemiler ve Covid-19 Pandemisi”, Van Yüzüncüyıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Salgın Hastalıklar Özel Sayısı, (2020), s. 272.
“Kentsel Direnç Merkezi”, UN Habitat, https://urbanresiliencehub.org/what-is-urban-resilience, (Erişim tarihi: 12 Aralık 2023); Namık Kemal Öztürk ve Özge Demirel, “Çok Paydaşlı İş Birliği ve Dirençli Şehir Açısından Montreal Şehri”, Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi, Cilt: 10, Sayı: 2, (2021), s. 27.
Nurgül Erdem, “Dirençli Şehir ve Kompakt Kent Modellerinin Sürdürülebilirlik Çerçevesinde Değerlendirilme- si”, Eurasian Journal of Forest Science, Cilt: 10, Sayı: 3, (2022), s. 194.
Şehirler Dirençli Hale Geliyor: Şehrim Hazırlanıyor 2010-2015 Dünya Afet Zararlarının Azaltılması Kampanyası, (UNISDR, New York: 2010), s. 14; Afete Dirençli Şehir Planlama ve Yapılaşma, (İstanbul Valiliği İstanbul AFAD Proje Koordinasyon Birimi, İstanbul: 2014), s. 13.


Güçlü bir yerel bilgi altyapısı kuran
• Deprem gibi doğal afetler karşısında kayıplarını en aza indirebilen

• Afet sonrasında şehrin imarı ve ihyası için kaynak oluşturabilen

Afet sonrasında altyapı ve üstyapısını hemen onarabilen ve şehirdeki sosyal ve ekonomik faaliyetleri devam ettirebilen
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) göre şehirlerin dirençli olup olmadığına nüfus yoğunluğu, yeşil alanlara erişilebilirlik durumu, açık alanla- ra uzaklık seviyesi, gelişmekte olan alanların ve toplu taşıma araçlarının kullanılma oranına göre karar verilmektedir.8 Bu çerçevede kentsel dirençliliğin değerlendiril- mesinde kullanılabilecek kıstaslardan bazılarına Tablo 1’de yer verilmektedir.

TABLO 1. KENTSEL DİRENÇLİLİĞİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE KULLANILABİLECEK KISTASLAR

ALAN                                                 KISTASLAR

Su

Ağaçların korunması, susuz peyzaj çalışmalarının yapılması, sulak alanların korunması, su miktarı ve kalitesinin gözetilmesi, yüksek verimli sulama yapılması

Enerji

Yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması ve enerji talebinin azaltılması

Mekansal Planlama

Yolların sokak, yaya ve halkla bağlantısı kurularak planlanması, yürüyüş ve ulaşım yollarının erişilebilirliğinin sağlanması, taşkın ovalarından kaçınılması, rezerv alanların tespit edilmesi, mikro bölgeleme çalışmalarının yapılması

Taşımacılık

Toplu taşıma hizmetinin yaygınlaştırılması

Yeşil Altyapı

Park ve ormanların korunması, sıfır atık yönetiminin sağlanması

Bina Tasarım

Bina yalıtımının sağlanması, hava sızmalarının azaltılması ve konutların korunması, depreme dirençli yapı stokunun oluşturulması

Teknoloji

Teknolojik bilgilerin üretilmesi ve uygulanması

Güvenlik

Savunulabilir alanlar inşa edilmesi, şehir genelinde gözetim kameralarının oluşturulması

Çevre

Biyoçeşitliliğin ve savunmasız alanların korunması, su alanlarının restorasyonunun sağlanması

Planlama

Tehditleri esas alan imar yönetmeliklerinin oluşturulması ve bu yönetmeliklerin uygulanması, tehlike analiz ve haritalarının oluşturulması, planlamaların iş birliğini esas alacak şekilde yapılması

Hükümet

Karbon ticareti sistemlerinden biri olan fiyatlandırmanın uygulanması, halkın iş birliğine dahil edilmesi, güven, iş birliği ve istikrarın sağlanması, acil durum tatbikatlarının yapılması, şehir ağlarının oluşturulması, şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanması

Sosyal Faktör

İş birliği ve sosyal uyum kültürünün gelişmesi; örgütlenme, eğitim ve farkındalık düzeyinin yüksek olması

Sağlık

Sağlığa erişimin kolay olması, duyarlı sağlık sistemlerinin geliştirilmesi

Kaynak: Ayyoob Sharifi ve Yoshika Yamagata, “Resilient Urban Planning: Major Principles and Criteria”,

Energy Procedia, Sayı: 61, (2014), s. 1491-1495.

Ayşe Kaşıkırık, “Salgına Dirençlilik Perspektifinden Mahalleler: Cumhuriyet Mahallesi Örneği”, Anadolu Strateji Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 2, (2022), s. 53.


Tablo 1’den de anlaşıldığı üzere kentsel dirençliliğin artırılması ve oluşturul- ması için çeşitli parametreler üzerinden ölçülebilmesi gerekmektedir. Bu bağlam- da kentsel dirençliliğin ölçülmesi için su, enerji, mekansal planlama, taşımacı- lık, yeşil altyapı, bina tasarım, teknoloji, güvenlik, çevre, sağlık, planlama, sosyal faktörler ve hükümet sistemleri gibi çeşitli parametrelerden yararlanılmaktadır. Şehirlerin bu özellikleri uygulaması dirençli bir şehir oluşturmak için önemlidir. Ancak dirençliliği çeşitli boyutları ve indekslerle ele alan kimi çalışmalar olmakla birlikte bununla ilgili genel kabul görmüş bir metodoloji veya araç mevcut değil- dir. OECD’ye göre bu boyutların bazıları Şekil 1’deki gibi sınıflanabilir.

ŞEKİL 1. OECD’YE GÖRE KENTSEL DİRENÇLİLİĞİN BOYUTLARI

Kaynak: “Measuring City Resilience”, OECD, (2016), https://www.oecd.org/cfe/resilient-cities.htm, (Eri- şim tarihi: 15 Aralık 2023).

Dünyada şehirlerin dirençliliği büyük oranda planlamalar sayesinde ger- çekleşmektedir. Dirençli şehir planlamasında deprem, sel ve kuraklık gibi doğal afetlerin yanında işsizlik, terör olayları gibi sosyal sorunlar sonucunda ortaya çı- kabilecek zararların da en aza indirilmesi ve şehirlerin karşılaşabileceği tehlikeler hesaba katılarak altyapı sistemlerinin revize edilmesi amaçlanmaktadır.9 Başka bir ifadeyle afetlere karşı direnme, uyum sağlama ve kolay hareket edebilme kabiliyeti olarak formüle edilen dirençli şehir, sürdürülebilir şehir planlaması ve toplumsal sorumluluğu yüklenmiş bir yerel yönetimin varlığı ile hayat bulmaktadır.10

Gizem Erdoğan, Serdar Simsar, Sinem Dudu Sakal, Ömer Kor, Gamze Kardoğan, Ceren Parıltı, Yaşar Doğukan Kaya ve Begüm Gündoğdu, “Dirençli Şehirler Tasarlamak: Uygulama Kılavuzu Arayışı İzmir- Torbalı Örneği”, Çevre, Şehir ve İklim Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 2, (2022), s. 171.
İSMEP | İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi, s. 13, (İstanbul Valiliği İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü [İstanbul AFAD] ve İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), İstanbul: 2014).


Her şehir farklı kaynak ve imkanlara sahiptir. Burada önemli olan şehirle- rin kendi güçlerinin farkında olabilmeleri, kapasitelerini ve sınırlarını bilebil- meleri ve buna karşı hazırlıklarını şehrin tüm paydaşları ile birlikte çözmeye çalışabilmeleridir.11 Şehirlerin dirençli hale getirilebilmesi için idari, çevresel, ekonomik ve sosyal konuların bütüncül olarak ele alınması gerekmektedir. Bu kapsamda kentsel politikaların kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar çerçeve- sinde hesap verebilir ve şeffaf bir şekilde belirlenerek kamuoyuyla paylaşılması, afet ve krizlere karşı risk yönetimi odaklı yaklaşımların benimsenmesi, önleyi- ci tedbirlerin alınması ve çevrenin şehir ekosistemiyle uyumlu hale getirilmesi kentsel dirençlilik düzeyinin belirlenmesinde önemli parametreler olarak kar- şımıza çıkmaktadır.12

Kentsel sistemin yaşanan şok ve yıkım karşısında eski durumuna dönmesi ya da yeni normal durumuna ulaşması olarak da tanımlanan dirençli şehir aynı za- manda şehirlerin karşı karşıya geldikleri tüm sorunlar ve afetlere hazırlıklı olması, bunlara karşı cevap verme ve uyum sağlama kapasitesidir.13

Dünya genelinde BM-Habitat, Yerel Çevresel İnisiyatif için Uluslararası Kon- sey (ICLLEI), BM Afet Riski Azaltımı Ofisi (UNISDR), Dünya Bankası, USAIS, 100 Dirençli Şehirler Ağı, Dirençli Avrupa, Dirençlilik için Küresel Birlik (AGIR) ve OECD gibi pek çok kurum kuruluş, birlik, ağ ve oluşum tarafından dirençli şehirler ile ilgili çalışmalar ve tanımlamalar yapılmaktadır.14 OECD’nin 2015’ten itibaren hayata geçirdiği Dirençli Şehirler Projesi bu açıdan önemli bir gelişmedir. OECD, dirençli şehirleri; gelecekteki afetlere ilişkin şokları en aza indirme, afet sonrasında şehirlerin yeniden inşası ve afetlere uyum sağlama kapasitesi olarak tanımlamaktadır.15

OECD bu kapsamda şehirlerde dirençliliği artırmaya yönelik çeşitli çalış- malar yürütmüş ve pilot iller seçmiştir. Bunlar; Cardiff (Birleşik Krallık), Lizbon (Portekiz), Belo Horizonte (Brezilya), Kyoto (Japonya), Kobe (Japonya), Antalya (Türkiye), Bursa (Türkiye), Ottowa (Kanada), Tampere (Finlandiya) ve Oslo’dur (Norveç). OECD’nin pilot şehirlerde yaptığı çalışmalar sonucu 2016’da Direnç-

Öztürk ve Demirel, “Çok Paydaşlı İş Birliği ve Dirençli Şehir Açısından Montreal Şehri”, s. 27.
Can Durmuşoğlu, “Türkiye Dirençli Şehirler İnşa Edebilir mi?”, Daktilo 1984, 14 Eylül 2021, https://dak- tilo1984.com/forum/turkiye-direncli-kentler-insa-edebilir-mi, (Erişim tarihi: 10 Mart 2023); Çiğdem Tugaç, “Kentsel Dirençlilik Perspektifinden Yerel Yönetimlerin Görevleri ve Sorumlulukları”, İdealkent, Cilt: 10, Sayı: 28, (2019), s. 990.
Tugaç, “Kentsel Dirençlilik Perspektifinden Yerel Yönetimlerin Görevleri ve Sorumlulukları”, s. 986.
Tugaç, “Kentsel Dirençlilik Perspektifinden Yerel Yönetimlerin Görevleri ve Sorumlulukları”, s. 990-991.
Kaşıkırık, “Salgına Dirençlilik Perspektifinden Mahalleler: Cumhuriyet Mahallesi Örneği”, s. 53.


li Şehirler Raporu hazırlanmıştır. Söz konusu raporda seçilen şehirlerin dirençli yönlerini geliştirmek için hangi alanlara odaklanmaları gerektiği üzerinde durul- muştur.16 Bu bağlamda bir şehri dirençli kılacak birtakım temel özellikler ve odak noktalar mevcuttur:17

Sağlamlık: Her anlamda riskler ve afetler karşısında sağlam bir şehir siste- mine ihtiyaç vardır. Bir yapının şok ve stres karşısında işlevini sürdürme gücü sağlamlık olarak adlandırılmaktadır.

Uyum sağlama: Herhangi bir olay karşısında geçmiş alışkanlıkları da bir kenara bırakarak ve olayın gereklerine göre hareket ederek süreci yönetmek, günün teknolo- jik ve yönetsel yapısına uygun karar vererek sürekli gelişmeyi öncelemektir.

Yedeklilik: Öngörülemeyen yıkıcı bir afet veya olay karşısında bu durumla başa çıkma noktasında acil durum kaynağının devreye alınmasıdır. Tüm yapının karşılaştığı sorunlar karşısında yedek kapasitenin hizmet sağlayıcı olarak görev yapmasıdır.

Esneklik: Kurumların ve toplumun yaşanan olay karşısında değişime hazır- lanma ve bu değişime hızla yanıt verme kapasitesidir.

Kapsayıcılık ve entegrasyon: Toplumun tüm paydaşlarının riskler ve afetler karşısında oluşturulan politikalara aktif katılımı ve uyumudur.

Kaynaklara sahip olma: Kriz ve afet anında tüm yerel hizmetlerin hızlı bir şekilde eski haline getirilmesi ve temel hizmetlerin işlevselliğinin yeniden sağlan- ması kabiliyetinin olmasıdır.

Bu özellikler çerçevesinde dirençlilik, kentsel zorluklara hazırlıklı olmayı, uyum sağlamayı ve bunlardan kurtulmayı içeren bir plan döngüsüdür. Ancak bu- nun afet sonrası değil de daha ziyade bugün ve gelecek için sürekli bir planlama olduğunu da vurgulamak gerekmektedir.18 Şehirlerin tehlikelere açık olması ve risklerle karşı karşıya gelmesi noktasındaki baskı ve stresler farklı kaynaklardan olabilmektedir. Bir şehir terör kaynaklı risklerle karşı karşıya gelebilirken diğer bir şehir ise deprem ya da ekonomik kriz gibi coğrafi ve çevresel etkenlerden kaynaklı risklerle karşılaşabilmektedir. Hatta bazı şehirde bir kriz diğer krizi de tetikleye- rek karmaşık sorunlara yol açabilmektedir. Şekil 2’de kentsel dirençliliğin değişen boyutları paylaşılmıştır.

Boz Ulutaş, “Dirençli Şehirler”, s. 34.
“Resilient Cities, Preliminary Version”, OECD, (2016), https://www.oecd.org/fr/regional/resilient-cities-po- licy-highlights.htm, (Erişim tarihi: 9 Aralık 202); “Facing up to the Future: The City Resilience Index”, Arup, (2015), https://www.arup.com/perspectives/themes/cities/city-resilience-index, (Erişim tarihi: 11 Aralık 2023).
Rania Lfarakh, “Dirençli Bir Şehre: Dirençlilik ve Kentsel Sistemler Arasındaki Bağın Araştırılması”, (Yayım- lanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi, İstanbul: 2021), s. 60.


ŞEKİL 2. KENTSEL DİRENÇLİLİĞİN UNSURLARI


Kaynak: Tuğçe Altınkilit, “Afete Dirençli Kentler Planlamamız Gerekiyor”, Emsal, 22 Şubat 2023, https:// emsal.com/afete-direncli-kentler-planlamamiz-gerekiyor/, (Erişim tarihi: 12 Aralık 2023).

Dirençli şehir ile ilgili önemli belgelerden bir diğeri Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi’dir (Sendai Framework for Disaster Risk Reduction). 2011’de Japonya’nın Sendai şehrinde yaşanan deprem sonucu meydana gelen can ve mal kayıpları ile Fu- kuşima Nükleer Reaktörü’nde yaşanan sorunlardan sonra şehrin kurtarılması için birçok çalışma yapılmış ve şehir 2015’te Birleşmiş Milletler Afet Riski Azaltma Kon- feransı’na ev sahipliği yapmıştır. Konferans sonucunda 18 Mart 2015’te Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi oluşturulmuştur. Bu çerçeve ile birlikte kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliğine uyum ve deprem gibi afetlere karşı dirençlilik ile bütünleşik politika ve planların uygulanması konuları ele alınmıştır.19

Tüm bu politika belgeleri ve uygulamalardan hareketle şehirlerin karşı karşı- ya geldiği tüm bu sorun, stres ve baskı alanlarına karşın her şehrin bunlarla başa çıkma gibi bir sorumluluğu da bulunmaktadır. İyi bir planlama ile birlikte direnç- liliği artırarak şehirlerin üzerinde sorun oluşturan alanların yıkıcı etkilerini azalt- mak, yeni duruma daha kolay uyum sağlamak ve hizmetlerin herhangi bir aksak- lığa mahal vermeden devam ettirilebilmesine olanak sunmak mümkündür.20

Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi (2015-2030), (UCLG-MEWA, İstanbul: 2015), s. 6-8.
Öztürk ve Demirel, “Çok Paydaşlı İş Birliği ve Dirençli Şehir Açısından Montreal Şehri”, s. 28.


ŞEKİL 3. KENTSEL DİRENÇLİLİĞİ BOZAN VE GÜÇLENDİREN FAKTÖRLER


Modülerliğin koruması


Kaynak: Neeraj Prasad vd., Climate Resilient Cities: A Primer on Reducing Vulnerabilities to Disasters, (The World Bank, Washington DC: 2009); “Urban Resilience: A Concept for Co-creating Cities of the Future”, URBACT, https://urbact.eu/sites/default/files/resilient_europe_baseline_study.pdf, (Erişim tarihi: 12 Aralık 2023); İsmail Kayar ve Salih Ziya Kutlu, “Kentsel Dirençlilik ve Çevresel Sürdürülebilirlik İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme”, TroyAcademy, Cilt: 7, Sayı: 2, (2022), s. 184.

Dünya ve Türkiye genelinde yılda on binlerce konutun doğal afetlerden et- kilenerek yıkıldığı ya da hasar aldığı, milyonlarca insanın da hayatını kaybettiği ifade edilmektedir. Bu doğal afetler karşısında planlı davranmak, felaketlerin üs- tesinden gelme ve şehirleri yeniden olağan duruma getirme açılarından önemli- dir.21 Afetlerin neden olduğu can ve mal kayıpları ile psikososyal etkiler en çok da şehirlerde yaşayan insanları etkilemektedir. Şehrin afetlere hazırlıklı ve uyumlu olmayışı ve direnç gösterememesi afet durumunda şehirdeki yıkımın da büyük nedeni olarak görülmektedir.22

Ruşen Keleş, Kentleşme Politikası, (İmge Kitabevi, Ankara: 2015), s. 599.
Burcu Özkan ve Feyza Çetinkaya Kutun, “Afet Psikolojisi”, Sağlık Akademisi Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 3, (2021),
s. 249.

TÜRKİYE’DE DİRENÇLİ ŞEHİRLER


Türkiye’de şehirleri daha dirençli hale getirmek için birçok proje ve uygula- manın hayata geçirildiği görülmektedir. 2009’da Afet ve Acil Durum Yöneti- mi Başkanlığının (AFAD) kurulması ve 2018 sonrasında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte kurumun güçlü bir şekilde yeniden yapı- landırılması da bu açıdan önemlidir. Bütünleşik afet yönetiminin bir çıktısı olarak ortaya koyulan “Türkiye Afet Risk Azaltma Planı” (TARAP), “Türkiye Afet Müdahale Planı” (TAMP) ve “Türkiye Afet Sonrası İyileştirme Planı” (TASİP) bu alandaki önemli adımlardan bazılarıdır. İstanbul özelinde gelişti- rilen “İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Kapasitesi- nin Artırılması Projesi” kapsamında oluşturulan yeni kurtarma birlikleri ve gözlem istasyonları da yine önleyici tedbirlerdendir.

Benzer şekilde farklı ulusal ve uluslararası belge, rapor ve kalkınma planla- rında kentsel dirençlilik ile ilgili öneri ve politikaların yer aldığı görülmektedir. Bu açıdan “Türkiye Afet Yönetimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” (TAYSB) Türk afet yönetiminin çatı belgesidir.

ŞEKİL 4. TAYSB (2018-2022)


Afet yönetiminde paydaşlar arası iş birliği ve koordinasyonun artırılması


Kaynak: “Türkiye Afet Yönetimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı”, AFAD, (2023), https://www.afad.gov.tr/ turkiye-afet-yonetimi-strateji-belgesi-ve-eylem-plani-taysb, (Erişim tarihi: 11 Aralık 2023).

TAYSB her türlü afet ve acil durum ile afet yönetiminin tüm süreçlerini içine almaktadır. TAYSB ile güçlü bir afet yönetimi için bütüncül bir yaklaşım benimse- nerek etkili ve verimli kaynak kullanımı ile sorumluluk paylaşımı esas alınmıştır. Bu belge ve eylem planı kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, özel sektör, STK’lar, uluslararası kuruluşlar, basın kuruluşları ve vatandaşlar afet yönetiminin paydaşları olarak ele alınmıştır.23

2011’de kurulan Türkiye Afet Risklerinin Azaltılması Platformu, aktörler ara- sı iş birliğine dayanan bir afet yönetim anlayışının çıktısı olarak farklı aktörleri bir araya getirmesiyle dirençlilik bağlamında avantaj sağlamaktadır. 2019’da hayata geçen “AFAD Gönüllülük Sistemi” de aynı şekilde afetlerle mücadelede sivil ak- törleri daha fazla entegre eden bir sistem olarak öne çıkmaktadır.

“Türkiye Afet Yönetimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı”.


KALKINMA PLANLARINDA DİRENÇLİ ŞEHİR
Kalkınma planları ülkelerin uzun vadeli kalkınma vizyonlarını ortaya koymak, toplumsal değerler ve beklentilere yön vermek ve toplumun refahını artırmak için geliştirilen temel çerçeve metinlerdir. 11. Kalkınma Planı 2019-2023 arasında yü- rürlükte olmuş ve 12. Kalkınma Planı da 2024-2028 arasını kapsayacak şekilde TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.24

11. Kalkınma Planı’nda dirençlilik konusu “konut”, “kentsel dönüşüm” ve “afet yönetimi” açısından ele alınmıştır. Bu planın “Yaşanabilir Şehirler, Sürdürülebilir Çevre” başlığı altında yer alan konut bölümünde “Herkesin yeterli sayıda daya- nıklı, güvenli, sürdürülebilir, iklim değişikliğine dirençli, altyapıya sahip konuta erişiminin sağlanması” temel amaç olarak belirlenmiştir.25 Bunun yanında planda “İstanbul’da mevcut alanlarda yapı stokuna da dikkat edilerek, kentsel dirençlili- ğin artırılması amacıyla altyapıda afet risk önceliklendirme çalışması yapılması ve kötü durumdaki konutların yenilenmesi, kentsel dönüşümüm yaygınlaştırılması” kentsel dirençlilik bağlamında ön plana çıkmıştır.26

Burada İstanbul’da kentsel dirençliliği artırmak ve tüm şehirlerde de önce- likli alanlar arasında yer alması sağlanmalıdır. Bununla birlikte bu planda “Konut üretiminde kalite, sağlamlık, erişilebilirlik, enerji verimliliği, afetlere dayanıklılık standartları geliştirilecek ve her aşamada gözetilecektir” denilerek yapı stokunun kentsel dirençlilik bağlamında afetlere dirençli hale getirilmesi önerilmektedir. Afetlere karşı toplumsal bilincin artırılması, afetlere dayanıklı ve güvenli yerleşim yerlerinin oluşturulması ve risk azaltma çalışmaları yapılarak afetlerin neden ola- bileceği can ve mal kayıplarının asgari düzeye indirilmesi de kalkınma planında ele alınmıştır.27

Kalkınma planının “afet yönetimi” ile ilgili olan kısmında ise Türkiye afet risk azaltma çalışmaları ve planlamasının yapılması, yerel afet önleme projelerinin ha- zırlanması, afet sigortasının bütün afet türlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi, afet tehlike haritalarının hazırlanması, İstanbul’da kritik altyapı tesislerinin afet- lere karşı dayanıklılığının artırılması, İstanbul’da afet durumlarında kullanılmak üzere geçici barınma alanları ve sosyal donatıların tamamlanması, İstanbul’da kültür ve tabiat varlıklarının afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi, kamu bina- larında güçlendirme çalışmalarının yapılması, afet sonrası iyileştirme çalışmaları

11. Kalkınma Planı (2019-2023), (T.C. Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Ankara: 2019), s. 1-2.
11. Kalkınma Planı (2019-2023), s. 161.
11. Kalkınma Planı (2019-2023), s. 163.
11. Kalkınma Planı (2019-2023), s. 161-165.


için plan ve kapasite artışının yapılması, kesintisiz haberleşme altyapısının sağ- lanması, afet kapsamında toplumsal farkındalığın artırılması, bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarının yapılması, yerelde afet yönetiminden sorumlu birimlerin teknik ve idari kapasitelerinin artırılması gibi kentsel dirençliliği artırmaya yöne- lik öneriler ortaya koyulmuştur.28

12. Kalkınma Planı’nda ise dirençlilik konusu “Afetlere Dirençli Yaşam Alan- ları, Sürdürülebilir Çevre”, “Afet Yönetimi”, “Kentsel Dönüşüm”, “Konut” ve “Şehir- leşme” açılarından ele alınmıştır. Planda yaşam alanlarında dirençliliği sağlamak için altyapı ve konut inşasında afet risklerinin dikkate alınması, bütüncül bir afet yönetimi yaklaşımının benimsenmesi, toplum genelinde afet farkındalığının artırıl- ması, risk haritalarının hazırlanması, risk analizlerinin yapılması, mekansal planla- ma çalışmalarına öncelik verilmesi, afet yönetimi strateji belgesinin hazırlanması, il afet risk azaltma planlarının güncellenmesi, afet alanında uluslararası iş birlikleri- nin yaygınlaştırılması, coğrafi bilgi sistemi temelli karar destek mekanizmalarının geliştirilmesi, afetle mücadele noktasında finansman yöntemlerinin iyileştirilmesi, zorunlu afet sigorta mekanizmasının geliştirilmesi, afet gönüllülük sisteminin yay- gınlaştırılması, afet yöntemiyle ilgili teknolojinin geliştirilmesi, toplanma ve geçici barınma alanlarının tüm bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dizayn edilme- si, kentsel dönüşümün yaygınlaştırılması ve kentsel dönüşüm strateji belgelerinin hazırlanması üzerinde durulmuştur.29

TÜRKİYE ULUSAL RİSK KALKANI MODELİ
Asrın felaketi olarak adlandırılan Kahramanmaraş depremlerinden sonra depremle mücadele konusunda atılması gereken adımlarla ilgili önerileri ortaya koymak ve şehirleri afetlere karşı dirençli hale getirmek adına belirlenecek esasları hazırlamak için farklı disiplinlerden alanlarında uzman bilim adamları ve devletin üst düzey yetkililerinden oluşan afet yönetimi ile ilgili bir kurul kurulmuştur. Bu kurulun al- tında ise alt komisyonlar inşa edilmiştir.30 Bu çerçevede oluşturulan çalışma grup- ları ile ilk toplantı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında 3 Mart 2023’te İstanbul Dolmabahçe’de gerçekleştirilmiştir. İkinci toplantı ise bir hafta son- ra 10 Mart’ta deprem bölgesi olan Gaziantep’te gerçekleştirilerek alt çalışma grupları belirlenmiş ve bu çerçevede hedeflenen çalışmalar ele alınmıştır. Bu toplantıların

28 11. Kalkınma Planı (2019-2023), s. 171-172.

12. Kalkınma Planı (2024-2028), (T.C. Strateji ve Bütçe Başkanlığı Yayınları, Ankara: 2023).
Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Görüşler ve Öneriler, (T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Yayınları, Ankara: 2023), s. 8-10.


amacı şehirleri tarihi, ekonomisi ve altyapısıyla bir bütün olarak ayağa kaldırmak ve tüm afetlere karşı dirençli hale getirmek olmuştur. Şehirlerin yeniden inşası ve ihya- sı sürecinde politikaların belirlenmesi ve önerilerin sahaya hızla yansıtılması da bu toplantılarda kararlaştırılmıştır. Bu çerçevede afetleri doğru tanıma, afetlere hazırlık ve afet anında yaşanabilecek zararları en aza indirgemek için “Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli” başlığı altında bir yapı kurgulanmıştır.31

ŞEKİL 5. TÜRKİYE ULUSAL RİSK KALKANI MODELİ

Tuğrul Çamaş ve Menaf Turan, Afetlere Karşı Dirençli Bir Türkiye için Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli,
(SETA Yayınları, İstanbul: 2023), s. 17-21.

Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çerçevesinde oluşturulan alt kurulların görev tanımları da belirlenmiştir. Bu çerçevede depremzedelerin her türlü maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak üzere “Destek Hizmetleri ve Sosyal Politikalar Kurulu”, Türkiye’yi yer bilimi açısından inceleyerek şehirleri depreme karşı di- rençli hale getirmek için “Deprem ve Yer Bilimleri Kurulu”, afet bölgelerinde ha- sar tespit çalışmalarında bulunmak üzere “Hasar Tespit Kurulu”, afet bölgesinden çıkan malzemeleri çevreye zarar vermeyecek şekilde imha etmek ve atıkları geri dönüşüme tabi tutmak için “Enkaz ve Atık Yönetim Kurulu”, şehirleri her alanda yeniden ayağa kaldırmak için “Şehirleri İnşa ve İhya Kurulu”, kentsel dönüşüm çalışmalarına destek vermek üzere “Kentsel ve Kırsal Dönüşüm Kurulu”, şehir- lerin büyüme yönlerini belirlemek için “Mekansal Planlama Kurulu”, afetlerle mücadelede yeni yapı teknolojilerinden yararlanmak için “Yeni Yapı Teknolojileri Kurulu”, şehirlerde altyapıdan üstyapıya akıllı teknolojilerden yararlanmak için “Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Akıllı Şehirler Kurulu”, şehirleri iklim değişikliğine uyumlu hale getirerek iklim değişikliğinin zararlarını en aza indirmek için “İk- lim Dostu ve Yeşil Dönüşüm Kurulu”, şehirlerde altyapının güçlendirilmesi için “Kentsel ve Kırsal Altyapı Kurulu”, şehirlerde tarihi mirası ve kültürel dokuyu ko- rumak için “Tarihi ve Kültürel Miras Kurulu” ve afet sırasında iletişimin kesintisiz devamını sağlamak ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına “Kriz Yönetimi ve İletişim Kurulu” kurulmuştur.32

Kasım Yenigün, “Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Nasıl Çalışacak?”, Anadolu Ajansı, 14 Mart 2023.


DİRENÇLİ ŞEHİRLER BAĞLAMINDA İYİ
UYGULAMA ÖRNEKLERİ

Türkiye’de ve dünyada geçmişten günümüze dirençli şehir ve dirençli bir toplum oluşturmak için merkezi ve yerel yönetimlerin pek çok uygulama ve projeyi haya- ta geçirdiği görülmektedir. Bu kapsamda hem uluslararası tecrübelerden faydala- narak hem de yerel düzeyde farklılıkları gözeterek büyükşehirlerden ilçe belediye- lerine kadar farklı çalışmalar görmek mümkündür. Dünyadaki farklı şehirlerin de önemli gündem maddelerinden biri olan dirençli şehir çalışmalarıyla ilgili ciddi bir birikim oluşmuştur.

Dünya genelinde dirençli şehirler ile ilgili örnek çalışmalara bakıldığında öne çıkan şehirlerin başında Tokyo (Japonya) gelmektedir. Tokyo, sürekli dep- remlerle sarsılmasına karşın Economist Intelligence Unit’in Güvenli Kentler Endeksi tarafından 2017’de dünyanın en güvenli şehri seçilmiştir. Tokyo’yu bu kadar dirençli ve güvenli yapan faktörler şehrin geniş bir ulaşım ağına sahip olması, şehrin altyapısının son derece gelişmiş ve sağlam olması, imar ile ilgili kanun ve yönetmeliklerde sürekli iyileştirmeler yapılması, son derece yüksek güvenlik seviyelerine ulaşılan yeni sismik önleme teknolojisinin geliştirilmesi ve deprem önleyici binalara yatırım yapılmasıdır. Tokyo Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre şehirdeki binaların yüzde 87’si modern antisismik standartlara göre inşa edilmiştir.33

“Earthquake Proof Buildings in Japan: Tokyo Advanced Technologies”, We Build Value, 16 Aralık 2021, https:// www.webuildvalue.com/en/reportage/tokyo-the-earthquake-proof-city.html, (Erişim tarihi: 15 Aralık 2023).


Afetler sonrası yaşananlardan dersler çıkaran ve kötü durumdan iyileşme yönlü adımlar atan ABD’nin New Orleans şehri bir diğer örnek olarak zikredile- bilir. 2005’te yaşanan Katrina Kasırgası sonrasında şehrin yüzde 80’inin ağır hasar alması sonucu New Orleans Belediyesi dirençli şehir olma yolunda birçok çalışma gerçekleştirmiştir. 2015’te dirençlilik stratejisi belgesi yayımlanmış, Eylül 2016’da bir yıl boyunca şehirde yenilemeler yapılmış ve bunlar faaliyet raporu şeklinde su- nulmuştur. New Orleans kentsel dirençlilik bağlamında akıllı su yönetimine geçiş yapmış, enerji kesintilerine karşı çözümler geliştirmiş, tüm plan süreçlerine hal- kın katılımını sağlamış, ulaşım ve altyapı sisteminde geliştirdiği projeler ile şehir içi ulaşımı herkes için erişilebilir kılmıştır.34

Farklı coğrafyalarda yer alan Ürdün’ün Amman, Filipinler’in Makati ve Hindistan’ın Mumbai şehirleri de kentsel dirençlilik bağlamında çalışmalar yapan örnek şehirler olarak ön plana çıkmaktadır. Bu şehirlerde afet riski azal- tım planlarının hazırlandığı görülmektedir. Bu kapsamda şehirlerin kırılgan- lık analizleri, fiziksel ve sosyoekonomik etki analizleri ile risk azaltım çalışma- ları gerçekleştirilmiştir.35

Kentsel dirençlilik bağlamında hazırlanan eylem planlarından bir diğeri ise San Francisco’da (ABD) depreme dirençli şehir olmak için hayata geçirilen “Dirençli San Francisco” raporudur. Bu raporda şehrin gelecekte karşılaşacağı deprem, altya- pı, iklim değişikliği, deniz seviyesinin yükselmesi ve evsizlik gibi pek çok sorun alanı ele alınmıştır.36 Katılımcı bir anlayışa sahip bu raporda farklı ülkelerde ve şehirlerde yaşananlardan ders alınmış; kamu, özel sektör ve STK’ların dahil olduğu bütüncül bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu rapor ile hedeflenenler; afetlere karşı yerel kapa- siteyi geliştirmek, afetlere yönelik planlama ve hazırlık çalışmaları gerçekleştirmek, şehrin altyapısı, yapı stoku ve ulaşım sistemlerine yönelik yatırımları artırmak, acil müdahale ekipleri kurmak, topluma eğitimler vermek, teknolojiden yararlanmak ve imar mevzuatında yenilikler yapmak olarak belirlenmiştir.37

Türkiye’deki örneklere bakıldığında OECD tarafından “Dirençli Şehirler Pro- jesi” kapsamında pilot şehir olarak seçilen Bursa Büyükşehir Belediyesi önemli

Ece Turna, “Bir Şehir Nasıl Dirençli Olur?”, Türkiye Tasarım Vakfı, 12 Haziran 2020, https://turkiyetasarim- vakfi.org/tr/blog/18-bir-sehir-nasil-direncli-olur, (Erişim tarihi: 2 Ocak 2024).
Tugaç, “Kentsel Dirençlilik Perspektifinden Yerel Yönetimlerin Görevleri ve Sorumlulukları”, s. 1008.
Gizem Hayrullahoğlu, Yeşim Aliefendioğlu ve Harun Tanrıvermiş, “Deprem Sonrası Kentte Oluşacak Sorun- lara Dirençli Şehir Yaklaşımı ile Çözüm Aranması: Marmara Depremi Örneği”, Kentsel Politikalar, ed. Ayşegül Mengi ve Deniz İşçioğlu, (Palme Yayıncılık, Ankara: 2018), s. 296-297.
“Resilient San Francisco: Stronger Today, Stronger Tomorrow”, City and County of San Francisco, (2016), https://sfgov.org/ccsfgsa/sites/default/files/ORR/documents/Resilient%20San%20Francisco_0.pdf, (Erişim ta- rihi: 11 Aralık 2023).


DİRENÇLİ ŞEHİRLER BAĞLAMINDA İYİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ

bir örnektir. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile birlikte “Bursa Büyük- şehir Belediyesi Deprem Riskini Azaltma ve Önleme Planlaması Projesi” hayata geçirilerek depreme karşı daha dirençli bir Bursa oluşturulması hedeflenmek- tedir. Birinci derece deprem kuşağında yer alan şehirde “Zemin Etütleri Araş- tırma Birimi kurularak” Bursa ili Sismik Zemin Tehlike Değerlendirme Projesi yürürlüğe girmiştir. Bursa Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ile hayata geçirdiği, Bursa Sismik Tehlike Değerlendirmesi ve Zemin Sı- nıflandırması Projesi kapsamında “15 istasyon ile 9 fayın ayrı ayrı segmentlerini tespit ederek” oluşabilecek maksimum deprem büyüklüklerini belirlemiştir. Proje kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda; 3 Boyutlu Anakaya Derinlik Haritası, 1/100.000 ve 1/25.000’lik jeoloji haritaları ile Sismik Tehlike Haritası ha- zırlanmıştır. Bursa Büyükşehir Belediyesi –TÜBİTAK’la birlikte– zemin ve bina envanteri çalışmalarını yapan “Deprem Bilim Kurulu”nu oluşturmuştur. Kurul; deprem öncesi, anı ve sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili alanında uzman akademisyenlerden oluşan bir ekiple yol haritası hazırlamaktadır.38

GÖRSEL 1. DEPREM EĞİTİM SİMÜLASYON MERKEZİ

Kaynak: “Deprem Simülasyon Merkezi”, AFAD, https://ankara.afad.gov.tr/deprem-simulasyon-merkezi, (Erişim tarihi: 12 Ocak 2024).

“Depreme Dirençli Bir Bursa için Harekete Geçildi”, Bursa Büyükşehir Belediyesi, 29 Mart 2023, https://www. bursa.bel.tr/haber/depreme-direncli-bir-bursa-icin-harekete-gecildi-32746, (Erişim tarihi: 29 Aralık 2023).


Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin “Mahalle Halkının Afetlere Hazırlık Proje- si”, Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin “Risk Haritası”, İstanbul Büyükşehir Be- lediyesinin “Yer Bilgi Sistemi”, Bursa Yıldırım Belediyesinin “Risk Strateji Belgesi”, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin “Kentsel Dönüşüm Projeleri”, Manisa Büyük- şehir Belediyesinin “Deprem Etüt Merkezi ve Yapı Laboratuvarı”, Adana Yüreğir Belediyesinin “Deprem ve Doğal Afet Komisyonu”, Malatya Yeşilyurt Belediye- sinin “Deprem Eğitim Simülasyon Merkezi”, Adapazarı Belediyesinin “Deprem Müzesi”, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin “Afet İşleri Daire Başkanlığı”, İstan- bul Sultangazi Belediyesinin “Deprem Eğitim Parkı”, Van Edremit Belediyesinin “Deprem Eylem Planı” gibi pek çok proje ve uygulamanın belediyeler tarafından depreme dirençli bir şehir oluşturmak için hayata geçirildiği görülmektedir.39

Oğuzhan Erdoğan, “Yeni Bir Paradigma Değişimi: Depreme Dirençli Toplum ve Depreme Dirençli Şehir”,
Kriter, Cilt: 7, Sayı: 77, (2023), s. 94.

DEPREME DİRENÇLİ
ŞEHİRLER

Doğal afetlerin çeşitleri ve önem sıraları ülkeden ülkeye değişmekle birlikte dün- ya genelinde en çok kayba neden olan afetler depremlerdir. Amerika Birleşik Dev- letleri Jeolojik Araştırmalar Servisi’ne (USGS) göre dünyada her yıl yaklaşık 500 bin ölçülebilir deprem meydana gelmektedir. Bu depremlerin yaklaşık 100 bini insanlar tarafından hissedilebilmektedir.40 Hissedilebilen depremlerin ise yaklaşık 100’ü şehirlerde yıkım ve tahribata yol açmaktadır.

1994-2023 arasında dünya çapında yaklaşık yarım milyon insan depremler ne- deniyle hayatını kaybetmiş ve 150 milyon kişi de bu depremlerden etkilenmiştir. Depremler hemen her kıtada ciddi yıkımları da beraberinde getirmektedir. Güney Amerika’nın Pasifik sınırı, Kuzey Amerika’nın batı kıyısı ve Meksika, Alaska, Gü- neydoğu Avrupa, Yeni Zelanda, Asya’nın çoğu ve Türkiye’nin büyük bir bölümü deprem bölgesinde yer almaktadır. Ocak 2010’daki Haiti depreminde yaklaşık 230 bin kişi ölmüş, 300 bin kişi yaralanmış ve 1,5 milyon kişi evlerinden olmuştur. Ayrı- ca bu deprem yaklaşık 8 milyar dolarlık yıkıma neden olmuştur.41

Türkiye’de can ve mal kayıpları açısından en fazla kayıplara yol açan afet türü de depremlerdir. Afetler nedeniyle meydana gelen can kayıplarının yüzde 60’ı depremlerden kaynaklanmaktadır.42

Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırmalar Servisi (USGS), https://www.usgs.gov, (Erişim tarihi: 12 Aralık 2023).
Saadet Firdevs Aparı, “Dünya Tarihinin En Büyük 10 Depremi”, Anadolu Ajansı, 1 Mart 2022.
İrem Can ve Ahmet Emin Saka, “Deprem Sonrası Geçici Barınma Birimleri için Alternatif Bir Çözüm Öne- risi: WikiGEB”, Online Journal of Art and Design, Cilt: 10, Sayı: 2, (2022), s. 116-117.


TABLO 2. AFET SAYILARI (1980-2019)

Yıllar   Kuraklık   Deprem    Sıcak Hava      Sel       Heyelan    Fırtına    Yangın

Dalgaları

1980-

1999

263

445

130

1.389

254

1457

163

2000-

2019

338

552

432

3.254

376

2043

238

Kaynak: “Human Cost of Disasters: An Overview of Last 20 Years 2000-2019”, UNDRR, (2020).

İstatistiklere bakıldığında Türkiye’de ortalama beş yılda bir can ve mal ka- yıplarına yol açan depremler yaşanmaktadır.43 Bu depremler nedeniyle de her yıl yaklaşık bin kişi hayatını kaybetmektedir. Yine yıllık ortalama 8 bine yakın konu- tun depremler nedeniyle yıkıldığı ya da ağır derecede hasar gördüğü görülmek- tedir.44 Türkiye, Küresel Risk Endeksi’nde 191 ülke arasında 45. sırada yer alarak “yüksek risk” grubundaki ülkeler arasında bulunmaktadır.45

TABLO 3. DEPREMLERDEN ETKİLENEN VE HAYATINI KAYBEDEN KİŞİ SAYILARI (2000-2019)

Depremlerden Etkilen Kişi Sayısı       Depremlerde Hayatını Kaybeden

Kişi Sayısı

2000-2019

118 Milyon

721 bin 318

Kaynak: “Human Cost of Disasters: An Overview of Last 20 Years 2000-2019”.

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş depremlerinde ise yaklaşık 50 bin insan hayatını kaybetmiştir. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlı- ğının hazırladığı raporda bu depremlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki toplam yükü ise 2 trilyon liradır (yaklaşık 104 milyar dolar). Bu miktar Türkiye’nin 2023 milli gelirinin yaklaşık yüzde 9’una denk gelmektedir.46

Türkiye’de Afet Yönetimi ve Doğa Kaynaklı Afet İstatistikleri/Disaster Management and Natural Disaster Statistics in Turkey, haz. Hakan Benli, Muammer Bacanlı, Şafak Taşkın Gündoğdu vd., (AFAD, Ankara: 2018).
“Van Depremi Raporu”, AFAD, https://www.afad.gov.tr/afet-raporu---van-depremi, (Erişim tarihi: 11 Aralık 2023).
“Inform Country Risk Profile Western Asia Version 2021”, INFORM, https://drmkc.jrc.ec.europa.eu/in- form-index/INFORM-Risk/CountryProfile, (Erişim tarihi: 11 Aralık 2023).
2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Raporu, (T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Yayınları, Ankara: 2023), s. 8.


DEPREME DİRENÇLİ ŞEHİRLER

GÖRSEL 2. KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİNDEKİ YIKIM

Kaynak: “Depremde 24 Bin 921 Binada Yıkım ve Ağır Hasar Belirlendi”, TRT Haber, 12 Şubat 2023.

Belirtilen tüm bu veriler, can ve mal kayıpları, afetler konusundaki önce- liğimizi risk azaltmaya yönlendirmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Baş- ka bir ifadeyle deprem gibi doğa kaynaklı tehlikelerin büyük ölçekli afetlere dönüşmemesi ve can kayıpları ile ekonomik zararların en aza indirilmesi için afet öncesinde alınacak risk azaltım önlem ve uygulamalarına önem vermek gerekmektedir.47 Kısacası başarılı bir afet yönetiminin temelinde risk azaltma vardır. Böylece planlama, müdahale ve iyileştirme süreçleri çok daha başarılı bir şekilde yürütülebilmektedir. Örneğin deprem kuşağında yer alan riskli yapı stoku eritilerek binalar dirençli hale getirilirse, muhtemel can kayıpları da en aza indirgenmiş olacaktır.48

Son yirmi yılda şehirlerdeki hızlı nüfus artışı ve gelişimle birlikte kentsel alandaki büyüme depremlerin yıkıcı etkisini de artırmaktadır. Dünya genelinde küçük yerleşim yerleri de artık metropollere dönüşmüş durumdadır. Bu da in- sanların deprem gibi afetlerden etkilenebilirliğini artırmış ve kentsel mekanların büyümesi güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. Bu güvenlik sorunları ise şehirlerde yeniden planlama yapmanın gerekliliğini ortaya koymuş; altyapının iyileştirilmesinden ulaşıma, yapı stokunun yenilenmesinden acil eylem planlarına

Meltem Şenol Balaban, “Depreme Dirençli Yerleşimler İnşa Etmek Mümkün mü?”, Fikir Turu, 17 Şubat 2023, https://fikirturu.com/toplum/depreme-direncli-yerlesimler-insa-etmek-mumkun-mu, (Erişim tarihi: 15 Aralık 2023).
Türkiye’de Afet Yönetimi ve Doğa Kaynaklı Afet İstatistikleri/Disaster Management and Natural Disaster Statistics in Turkey.


kadar son yıllarda merkezi ve yerel yönetimlerin önemli yatırımlar gerçekleştir- mesine vesile olmuştur.49

Afet (özellikle de deprem) konusunda daha fazla çalışma yapmanın gerekli- liği yıkıcı depremlerle birlikte yeniden gündeme gelmiştir. Depremlerden dolayı yaşanan yıkımlar; bütüncül risk azaltma planının yürürlüğe girmesini, altyapı ve üstyapının nereye ve nasıl yapılacağını içine alan bir arazi kullanım planla- ması yapılmasını, toprak ve fay tipleri gibi özelliklerin belirlendiği mikro böl- geleme çalışmalarının yapılmasını ve her alanda dirençlilik üzerine kurulu me- kansal

Bu yazı 564 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur