12 Ağustos 2023
Türk dizilerinde aldatılan kadın, koca temasından vazgeçilmiyor.

Türk dizilerinde aldatılan kadın, koca temasından vazgeçilmiyor.

Yüreğimizin Kaldığı Yer: Yürek Çıkmazı

Türk dizilerinde aldatılan kadın, koca temasından vazgeçilmiyor. Dizilerdeki kariyer sahibi kadınların bile başarısı zengin kocayı koluna takmak oluyor. Elbette tüm bunlar hepimizin bildiği şeyler, bu sahneleri izlemekten kaçınmadığımızı da biliyor olmalısınız. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali senaryoya taşınan bu olaylar toplumumuzun kanayan sorunu ve bir türlü iyileşmeyen hastalığı. Dizilerin bu meseleyi toplumun illeti olduğu için ele aldıklarını zannetmem; çünkü böylesine hikayeler toplumumuz tarafından merakla izleniyor. Türk dizilerinde olmazsa olmaz sahnelerdendir: Aldatmak ve çıplaklık.

Aykırı da olsa farklı mevzuları işleyen diziler de yapılıyor. Hayır, tarih dizilerinden bahsetmiyorum. Kadınların, çok daha önemli olan ve konuşulmak istenmeyen ama Türkiye'nin çözüme kavuşmayan sorunlarından biri olan Kadına Şiddet'i ele alan bir dizi yayına girdi.

"Çöp Adam" değil. Orada da şiddet var, fakat dizinin tam bir bölümünü izleyemedim. Dizide cinsellik ve aldatmak zaten var. Bu sahnelerin arasına ise geçmişte çocuklarına şiddet uygulayan bir anne baba ve yetişkin olan çocukların psikolojik travmaları sıkıştırıldı. En azından gördüklerim bunlar. Konu güzel, değil mi? Güzel, güzel. Ama dizinin durağanlığı ve cinselliği erotizm tozuyla vermesiye ailece izlememi engelledi. Diğer bir nedeni de Türk dizilerinden uzak durmak istemem. Seyirciyi aptal yerine koyan o kadar çok sahneler var ki insan televizyonu kapatmak istiyor. Örneğin, Çöp Adam dizisinde esir tutulan kadın cevvallik gösterip kendisini esir alan adamın arkasından sessizce yaklaşıp boğazına bıçak gibi bir şey dayayabiliyor. Hatta, o esir kadının gelinlik gibi bembeyaz kıyafetinin mahzende nasıl beyaz kaldığını (kadının her şartlar altında bakımlı olmasına alıştık) anlamıyorum. Hem diziyi malum (erotiğe kaçan) sahneler yüzünden ailemle birlikte izleyemiyorum.

 

Benim ilgiyle izlediğim dizi daha başka. (Ailece izleyebiliyorum.) Kadına şiddeti bile göstere göstere yapmıyor. Genelde alışık olduğumuz sahne şu olurdu: Erkek var gücüyle kadının suratına tokat atar, yumruk sallar. Kadın kan revan içinde tv karşısındaki tüm izleyicilerin gözü önünde dayak yer. Böyle bir sahne hem çok etkili olurdu hem de fazlasıyla reyting alırdı. Fakat benim izlediğim dizide bu şekilde olmuyor. Sadece kapalı kapılar ardında bağrışmaları duyuyorsun. Ya çocuklar! Çocuklar da şiddetten payını alıyor ve dizi aynı hassasiyeti çocuklar için de kullanıyor. Çocukları dövdüğünü biliyorsun, ama çocuğun dayak yerken halini, çocukların haykırışlarını duymazsın. Ama bilirsin. Hiçbir şey yapamamanın verdiği çaresizlikle bilirsin.

Dizi yayına yeni başlamakla birlikte benim ilgimi fazlasıyla celbetti. Şiddet olayını merkeze almakla birlikte toplumun sessiz kalmasını, akrabaların kol kırılır yen içinde kalır anlayışıyla hareket etmesi ve kötülüğün gün gelir sana da dokunacağını anlatması açısından güzel bir dizi. Kadına şiddetle bölümleri geçiştirmiyor; bizleri de susan, görmezden gelen bizleri de eleştirinin merkezine almaktan çekinmiyor.

Eleştirinin ne kadarını gördüğümüzü bilemiyorum. Çaresiz çocuklar ve korkuyu vücutların her zerresinde hisseden çocukların oyunculukları bana o dehşet duygularını fazlasıyla yansıtıyor. Ve onlara yardım etmek, elimi uzatmak istiyorum. Babalarından kurtarmak, halasından uzaklaştırmak ve "Yürek Çıkmazı" sokağın duyarsız komşularından kurtarmalıyım.

TRT'nin dizilerinden Yürek Çıkmazı uzun zamandır izlediğim Türk dizilerinden en iyisi diyebilirim. Oyunculuklarıyla, müziğiyle, yönetmeni Serdar Gözelekli’nin konuyu ele alış tarzıyla diğer Türk dizilerinden kolayca ayrılıyor. Sadece tek bir mevzu, hatta tek bir oyuncu üzerinde durmayıp çeşitliliğiyle göz dolduruyor; çıplaklık ve aldatma olmadığı halde kendisini izlettirmeyi başaran etkili bir dizi.

Aşk da var! Ne yazık ki var! Elbette aşkı küçümsediğimden ya da onu insanın en güçlü duygu olarak görmediğimden değil. Ama böylesine güçlü senaryoyu aşk denilen bir mefhuma alet etmek acınası olurdu. Yönetmen sanki beni anlamış olmalı ki aşk zannedildiği gibi bölümün çoğunu kaplamıyor. Var ile yok arasında gidip geliyor. Vermek istenilen mesajlar aşk polemiği içinde kaybolmuyor. Bence bu kadarına bile gerek yoktu. Bir dizinin tutması için illa ki kahramanların birbirine aşık olmasına gerek yok. Fakat Türk toplumu olarak aşk meşk olayları ilgimizi fazlasıyla çekiyor.

Dizi ele almaya çalıştığı mesele açısından önemli bir sorumluluk yüklendi. Yapılan bazı dizilerde de töreye kurban giden kadınları izledik. Baba dayağına, koca baskısına maruz kalan kadınların sahnelerini izledik; ama bu sahnelerin hepsi erkeğin hâkimiyeti neticesiyle sonuçlanıyordu. Yürek Çıkmazı’nda ise şiddete maruz kalan kadının ve ölümünden sorumlu kocasına karşı bir savaş veriliyor. Evet savaş. Türkiye'de adalet olmadan son sözleri söyleyen bir erkek egemen varlığını dizilerde hissettik. Güçlü kadın imajı verilen bazı diziler olduysa bile onlarda da erkeğin sözünün devamı niteliğinde olmuştur. (Benim Adım Melek dizisinin bir istisna olduğunu söyleyebilirim.)

Kadınlarımız hep bir mücadele hâlindedir. Yürek Çıkmazı dizisi bu mücadelede kadınların yalnız olmadığını gösteriyor. Sadece kadınlar değil eziyet gören, horlanan çocukların da sahneye taşınmasıyla her kesiminin şuradan ya da buradan kendisinin de taraf olduğu sorunları değinmesiyle renkli bir dizi. Dizideki her üç çocuğun baba şiddetini kendi gözleriyle anlatması, yaşadığı travmalarını daha net görmemizi sağlıyor.

Çıplaklık olmadan, yatak sahneleri olmadan da bir dizi reyting alabiliyorsa oyunculukla birlikte konunun da ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Dizinin üç saate yakın oynatılması, ister istemez dizide bazı hataların olması ve gereksiz uzatılan sahnelere maruz kalmamıza sebep oluyor. TV karşısında bir dizi bölümü için üç saat beklemek beni yoruyor. Bölümlerin makul sureye çekilmesi dizinin etkisini kaybetmez, aksine dizilerin hem konu açısından hem de sahne olarak zenginleşmesine sebep olur. Değindiği meseleler ile kendisinden söz ettirmeye başaran TRT dizilerin bu konuda öncü olmasını bekliyorum.

KAYNAK SONHABERLER:COM

Bu yazı 1113 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur