04 Ekim 2023
Türkiye’yi Bekleyen Büyük Tehlike: Milli Eğitim ve Göç!

Türkiye’yi Bekleyen Büyük Tehlike: Milli Eğitim ve Göç!

Bu ilginç manşeti ben de görsem acaba makalede neler yazılmış diye bakmak isterim.
Ancak doğruluğunu okudukça anlayacak, kabul edecek son paragrafta siz de benim gibi düşünmeye başlayacaksınız.

Arkadaş meclislerinde arkadaşlarım ve makalelerime yorum yapan okuyucularım, beni göç konusuna fazla değindiğim hatta bazı yazılarımda göçmenleri övdüğüm şeklinde eleştirmektedirler.

Bugün birbirinden bağımsız ama birbirini o kadar çok etkileyen iki konuyu anlatmaya çalışacağım: Milli Eğitim ve Göç.

Ülkemizde yap boz oyunu gibi uygulanan yanlış eğitim politikaları sebebiyle beyin göçü yaşanmaktadır.

Vurgulamak istediğimiz göç bu göç değil tabi.

Siyasi iktidarın her ile bir üniversite projesi ve eğitimden çok ticarethane mantığı ile hareket eden özel üniversitelerin bir iş hanında veya bir binada mantar gibi türemesi ülke genelinde eğitim kalitesini düşürdü. Ülke genelinde gereğinden fazla üniversite mezunu oluşturdu. Üniversite mezunu olan bu genç beyinlerin bir kısmı eğitimlerini gittikleri ülkelerde tamamlayıp iş hayatlarına eğitimlerini tamamladıkları ülkelerde devam ettiler. Geriye kalanların önemli bir kısmı, kendini üniversite mezunu sınıfında sayan XYZ gençleri “Biz bunun için mi Üniversite okuduk” diyerek masa başı olarak tanımladığımız işlerde çalışmak istediler. Bu durum ülkemizde ara eleman boşluğunu oluşturdu.

Allah kimseyi yuvasından etmesin.

Kendisi ve ailesinin karnını doyurmak, hayatta kalmak için barakalarda yaşamak uğruna savaştan kaçan başta Suriye ve Afganistan’dan ülkemize göç eden insanlar bu ara eleman boşluğunu doldurdu. Bu dönem içerisinde imalat, ihracat arttı. ülke ekonomisine olumlu yansıdı. Sanayicilerimiz bir anda ismini bile bilmediği ülkelerden sipariş almaya başladı. Fuarlarda Türk ürünleri aranır duruma geldi. Bunu gören “İç Güçler” nifak sokarak XYZ gençliğini göçmenler ekmeğimizi elimizden aldı diyerek yaygara koparttırdı. Bu durum toplumlar arası ırkçılık tohumlarını ekti.

Ekonomik olarak orta, orta üstü ve beyaz yakalılar bu ülkelerden gelen ekonomik durumu iyi yatırımcı durumunda olan insanların lüks sitelerde oturması, boğazda yalı, bazı bölgelerde villa satın alması, AVM’ler de lüks mağazalardan alışveriş yapmalarını bir türlü sindiremedi. “İç Güçler” araya nifak sokarak “onlar yapıyor, biz niye yapamıyoruz” şeklinde yaygara yaparak milliyetçi damarları kabartıp ırkçılığa dönüştürdü.

İşte buna isyan ediyorum; yaa adam kendi parasıyla alıyor, Senden benden alarak ülke ekonomisine katkı yapıyor. Piyasada paranın dönmesini sağlıyor. Sa-na-ne, sende çalış, sende al, sende yap.

Toplumda “İç Güçlerin” ektiği nifak tohumları sebebiyle iktidar da bazı konularda seçimler uğruna geri adım attı.

İşte asıl ip o zaman koptu, her şeye rağmen güveniyorlardı, dayanıyorlardı. Sabredip bekliyorlardı.

Bir anda Arapça tabelalar sökülmeye başlandı. O zaman bende Starbucks, MC Donalds ve Burger King gibi tabelaların Türkçe olmadığı gerekçesiyle indirilmesini isterim.

Neyse!

Göçmenlere çeşitli uygulamalar kimlik kontrolleri geri gönderim merkezleri hatta yanlışlıkla turistlerin de tutuklanıp Suriye’nin İdlip kentine sürgün edilmesi bir facia. Araya konsoloslukların girerek sorunun çözülmesi anlatılır gibi değil.

Göç idareleri vatandaşlık, oturma izinleri, çalışma izinleri, yabancı öğrenci işlemleri konularında işlemlerin yavaşlatılması olumsuz havanın tabanda yayılmasını hızlandırdı.

Ülkemize göç ederek ara eleman boşluğunu dolduran göçmenlerin gelecek kaygısı duyması derinden sessizce bir, bir ülkeyi terk ettiklerini biliyorum.  Piyasada eleman eksikliği yeniden başladığı hatta göçmenlerin katkısıyla büyüyen sanayide imalat, üretim, çiftçilik, hayvancılık ve benzeri sektörlerde daha çok ara eleman ihtiyacı oluşturacaktır.

Yabancı yatırımlar önce yatırımlarını askıya aldı. Bunun bir sonraki adımını düşünmek istemiyorum ama maalesef gelecek olan geliyor. Yatırımcılar yatırımlarını başka ülkelere taşıyacak.

Bunlar yetmezmiş gibi yeni Milli Eğitim Bakanı, eğitim politikasında ben de bir şey yapayım dercesine okulların açılmasına üç gün kala açık lise eğitimini durdurdu. Okullarda gerekli eğitimi alamadığı için üniversite sınavında başarılı olmak amacıyla  11. ve 12. sınıf öğrencileri özel eğitim kurslarına yada bireysel çalışmalarla hazırlanmaktaydı.  Okuma düşüncesi olmayan öğrenciler de açıktan okuyor hayata daha erken hazırlanıyordu. Üniversite okuyup iyi bir gelecek hedefleyen çocuklarımızla okula devam etmek istemeyen hayata erken adapte olmak isteyenleri okula gitme mecburiyeti bir eğitim çözümü olamaz.

MEB Bakanımızın HABERTÜRK TV’de katıldığı bir programda “Okula devam eden öğrencilerle özel eğitim kurslarına giden öğrencilerin dışında kalan öğrencilerin merdiven altı kurslara gittiği gerekçesiyle böyle bir karar aldık” demesinden daha vahim bir şey olamaz. Efendim neymiş terör örgütlerinin ağına düşüyorlarmış. Gençleri terör örgütlerinin ağına düşmekten kurtaracak yegane çözüm bu mu? Ya adamın parası yoksa.

Ayrıca  Öğrencilerin bir kısmının tercih ettiği (Mesleki Eğitim Merkezleri) MESEM bir çok bölümünün kapatılmış olması piyasada oluşan ara eleman sıkıntısını derinleştirecek.

Sonuç iktidarın Arap krallarıyla yaptığı finans yatırım toplantıları çözüm olmayacak. Diyanetin Cuma Hutbesinde kardeşlik konusunu işlemesi çözüm olmayacak. İşte burada eğitim politikasıyla göç politikasının ayrı ama birbirini etkileyen iki unsur olduğu açıkça görülmektedir.

Yurtdışına giden beyin göçü, yurtdışına bir bir kayan iş gücü, yurtdışına giden yatırım gücü,  sektör sektör hissedilmeye başladıkça iktidarın elinde sermaye gücünün olması çözüm olmayacaktır.

Almanya’nın da elinde istemediği kadar para var, iyi bir adalet sistemi var; ama nüfus yaşlı, iş gücü yok, bu arada hiç biri EYT’li de değil 65 yaşında emekli olabiliyorlar. Bizim beğenmediğimiz Suriye’liler, Afganlar giderlerinin birileri tarafından karşılandığı kefaletini beyan etmeleri ve iş bulmaları durumunda kısa sürede Almanya’da vatandaşlık verilmektedir.

Güle güle Türkiye!

“İç Güçlerin” kaşıyarak oluşturduğu; biz Türküz kibrimizden vazgeçmeyerek yaptığımız ırkçılık beş para etmeyecek. Türkiye arkaya bakarak biz ne yaptık diye bakınca pişman ve perişan olacaktır.

Bu sorun ekonomik olarak otomotiv, gayrimenkul ve tekstil sektöründe iyice hissedilmeye başlandı. Yakında hiç bir sektörde çalışan bulunamayacak. Etrafınıza bakınız, sorunuz.

Bu yazı 852 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur