26 Şubat
Alışkanlıklarımız

Alışkanlıklarımız

Her tatil dönüşü okula geç kalan öğrenci sayısı artıyor. Öğrenciler ile görüştüğümde, “Hocam tatilde geç yatmaya ve geç kalkmaya alıştık, 01:00'den önce yatamaz hale geldik ve bu düzene alışıverdik. Onun için bu hafta zorlanıyoruz” diyorlar.


          İnsanoğlu hemen alışıveriyor, özellikle rahat olan şeylere. Sonra vazgeçemiyor. Ve bu alışkanlıklar küçük yaşlarda daha kolay ve hızlı yaşamımıza yerleşiyor. Atasözümü biraz değiştiriyorum ve  “Ağaç yaşken doğrulur” diyorum. Bu nedenle de yazımda alışkanlıklar üzerinde durmak istiyorum.


         Alışkanlık ifadesi her ne kadar olumsuz gibi kullanılsa da genel olarak iyi ve doğru, kötü ve yanlış olmak üzere ikiye ayrılır. Güzel olan davranışlar da nihayetinde bir alışkanlıktır. Yetişkinlerde dikkat edin, sabah erken kalkmak bir alışkanlıktır. Yetişkinlerin bu alışkanlığını sorguladığımızda yatılı okul, yurt kökenli bir zeminden geldiklerini veya erken kalkmaları gereken bir iş sahasında çalıştıkları gözlemleniyor. Ya da büyüdükleri evde güne erken başlayan birilerinin olduğu ve onların da erken kalkmak zorunda olduklarını öğreniyoruz. Uyku düzeni gibi spor yapma alışkanlığı da böyledir. Birçok kişi lisede, üniversitede kulüpte, mahallede sporla kaynaştığını ve bu hayatının geri kalanını da etkilediğini ifade eder. Zamanla tekrarlanan davranışlar ve eylemler bir parçamız haline gelir ve bu davranışlarla ayrılmaz ikili oluruz. Bir bütün olan insanı parçalara ayırın birçok alışkanlık çıkar karşınıza ve bu alışkanlıklar insanın karakterini ve hayata bakışını iyi ya da kötü etkiler. Şu özdeyiş bunu çok iyi anlatıyor sanırım:
 
"Düşünce ek eylem biç,
Eylem ek alışkanlık biç,
Alışkanlık ek karakter biç,
Karakter ek, kader biç."
 
          Alışkanlıklar konusunda üç temel kavram üzerinde durmak istiyorum; zaman(süreç), tekrar ve zorluk. Kişide bu alışkanlıkların oturması için bir sürece ihtiyacımız var, bir anda olan bir şey değil ve bu süreç belirli aralıklarla eylemin tekrar edilmesi halinde oturuyor ve durum şekilleniyor. Elbette bunu yapmak oldukça zor. Zamana yayılan ve tekrar gerektiren şeyler zor geliyor insana. Alışkanlıkları kazanmak da kötü alışkanlıklardan kurtulmak da aynı süreci ve zorluğu beraberinde getiriyor. Alışkanlıkları bir ipe düğüm atmaya benzetiyorum, her gün yeni bir düğüm attıkça artık zamanla bunlar çözülemez hale geliyor.

Benjamin Franklin şöyle diyor: “Kötü bir alışkanlığa hiç başlamamak, onu bırakmaktan daha kolaydır.”


        Alışkanlıklarımız, öğrenmelerin bütünüdür ve öğrenme eylemi her zaman kontrol altında değildir. Çünkü öğrenme her yerde gerçekleşir: evde, okulda, yolda, markette... Yani insan herkesten bir şeyler öğreniyor; anne-babadan, abla-abiden, kardeşten, öğretmeninden, arkadaşından, komşudan, esnaftan,  televizyondan, bilgisayardan,  telefondan ve sonra bazı öğrenmeler belleğinde kalıyor bazılarını ise unutuyor. İnsanoğlu öğrendiklerini kullanıp tekrar ettiği zaman hayatında sürekliliği sağlıyor  ve eylemler davranışa dönüşüyor ve karakterimizin bir parçası oluyor.

                Alışkanlıklarımız hayatımıza şekil veren en önemli unsurlardan biri olduğuna göre “alışırken” dikkatli olmalıyız. Alıştığımız her neyse kaderimizin bir bölümüdür.

Mustafa Tezcan

Bu yazı 560 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur