Geçenlerde ikinci dönem olağan öğrenci değerlendirmelerinde dikkatimi çekti Mert. Sınıfta arkalarda oturan bırakın parmak kaldırarak derse iştiraki siz kaldırsanız da ağzından lafı kerpetenle aldığınız normalde yoklamayı zihnimden yaparken o sınıfta mı diye kafamı kaldırıp arkalara bakarak eğilmiş sırasından yarım yamalak görebildiğim sessiz kendi dünyasında kaybolmuş bir talebem Mert. Hal böyle olunca ders başarıları da malum
Öğretmenlik tabiki şefkat işi... Zaten Mert gibi öğrencilere de şefkat etmemek mümkün değil
Evet Anadolu nun ücra bir köyünde fakir bir ailenin sekiz çocuğundan biri değil Mert; tam tersi anne avukat baba mühendis olan bir ailenin tek evladı
Tabi akla hemen "E kardeşim neyine acıyorsun bu çocuğun sen" diye bir soru geliyor. İşte toplantıda öğrendiklerime acıyorum ben de.
Mert 16:00 da okuldan ayrılıyor evi de okula çok yakın olduğu için çabucak evine gidiyor ama kapının zilini çalarak girmiyor içeriye kendi anahtarıyla giriyor ve içeride de dünyalar tatlısı şefkat abidesi bir valide sıcacık yemeğiyle beklemiyor onu
duvarlar soğuk duvarlar
Eee aile düşünceli Allah için evde dev ekran en iyisinden bilgisayar oyun aletleri
her şey tamam da ufacık bir şey eksik kalıvermiş sanki! Tabi saat 17 saat 18 saat 19
.. derken beyinlerinde bir çanta dolusu evrakla anne yorgun bitkin bir şekilde evde artık. Ondan biraz sonra da anneden daha yorgun ve stresli bir baba tüm şefkatiyle (!) işte huzurlu tatlı bir aile!
Mert e niçin mi acıyorum demiştik? Evet belki Anadolunun köyündeki çocuğun oyun aletleri yok ne gerek zaten tüm dışarısı oyun alanı ona
Ama eve geldiğinde onu karşılayan şefkatlisi var ya
İşte o şefkat o köyden müdürler hatta o şefkat o köyden reisler reis-i cumhurlar çıkarmaz mı dersiniz
Ya evde içeriden iyice kilitlediği kapının arkasında saatlerce şefkati bekleyeni bekletenden ne çıkar dersiniz?
Ya Mert i bekleten bunu Mert için Mertin geleceği ve refahı için yapıyor dersek ne dersiniz? Bu arada Mert henüz 13 yaşında tatlı mı tatlı bi yumurcak...
Erkekler güçlüdür ama anneler daha güçlüdür. Annelik tüm canlılarda şefkat ve fedakarlığın ta kendisidir. Annelerimiz hürmeti en çok hak edendir. Lakin toplumsal özeleştiri yaparsak annelerimizin hakettikleri hürmeti göremedikleri gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Bunun nedeni nedir diye sorunca aklımıza acaba annelerimiz yavrularına sarfettikleri şefkati yanlış yerde mi kullanıyorlar. Yavrularımıza dünyaya yönlendirmekte biraz aşırıya mı gittik? Dünya mutluluğunu kazanma hedeflerimizi sağlamaya çalışırken temel insani ve İslami değerleri vermekte biraz ihmalkar mı davrandık? Sırf dünya için yaratılmış gibi mi davrandık? Elbette ahiretetlerini düşündük ama dünyalarını düşündüğümüze nazaran çok mu az ahiretlerini düşündük? Bunların mukabilinde de şefkat tokadı nevinden yavrularımızdan gerekli hürmeti görmedik mi? Allah bizlere yavrularımızı dünya ve ahiret sadetine vesile olacak şekilde yetiştirmeyi nasip etsin.
Bu yazı vesileyle Sevgili Anneciğime; ilk adımlarımı atmaya çalışırken elimden tutan yarım yamalakda olsa ilk sözcüklerimi söylerken heyecanla dinleyen gülücüklerimin her anına şükreden ağladığımda sesimi ilk duyan sabah hiçbir işi yokken sırf beni okula yolcu etmek için kalkan en önemlisi de akşam geldiğimde içten gülücükleriyle karşılayarak bana samimiyeti öğreten sevgili anneme şükranlarımı sunuyorum
Elleri öpülesi şefkat kahramanları kıymetli annelerimizin anneler gününü tebrik ederim. Annelerimizin her gün en kıymetlimiz olduğunu annelerimize sevgimizin bir güne sığamayacağını ifade eder anne duası olmazsa dünya ve ahirette saadeti olmayacağını ifade ederim.
(Yazı 2009 Yılında Kaleme Alınmıştır)
Fatih İŞGÖREN
Sinerji Kız Lisesi
Bu yazı 2719 kişi tarafından görüntülendi.