Çocuklar dünyaya gelmelerinden kısa bir süre sonra çevrelerine merakla bakmaya başlarlar. Doğumdan sonra beyin gelişmeye devam ettikçe çevreden gelen etkilere bağlı olarak yeni ve karmaşık bir sinir sistemi gelişir.
Çocuklar dünyaya gelmelerinden kısa bir süre sonra çevrelerine merakla bakmaya başlarlar. Doğumdan sonra beyin gelişmeye devam ettikçe çevreden gelen etkilere bağlı olarak yeni ve karmaşık bir sinir sistemi gelişir. Bu sistem büyüyecek çocuğun yaşantısındaki deneyimlere nörolojik tepkiler vermeyi ve soyut düşünebilme becerisini sağlar.
Çocukluk döneminde uyaran eksikliği ve merakın uyandırılmaması yetişkinlikte tamir edilmeyecek türden sorunlara ya da eksikliklere neden olabilir.
En hızlı öğrenme dönemi yaşamın ilk dört yılıdır. Bu süre içinde öğrenmenin büyük bir bölümü evde yaşanır. Anne babalar bu yüzden çocuğunun ilk öğretmenidir. Hatta daha iddialı bir cümle kurmak gerekirse çocuktaki her eksiğin ; her olumsuz davranışın en büyük sebebi çocuğun anne babasının yanlış ve yetersiz eğitimidir. Bu söylediğim acı fakat doğru bir tespittir. Çünkü çocuğun içinde büyüdüğü ortam uyarıcı olmaz ve çocuk etken olacağı ilişkiler kurmazsa ; bilişsel açıdan gelişemez; bu sorunu okulda gidermek için ise artık çok geç olabilir. Bu düşünceyi destekleyen güçlü bir nörolojik temel vardır: beynin sinir yolları çevredeki etkinliğin niteliği tarafından doğrudan etkileniyor görünmektedir. Bu yollar; düşünmeden ; sorgulamadan ve yeni bilgilerin öğrenilmesinden sorumludur. O halde yapılan araştırmaların ; sıkıcı ve renksiz çevrelerde yetişen çocukların düşük IQ ya sahip oldukları okuma ve saymada güçlük yaşadıkları ; yetersiz özgüvene sahip oldukları ve başarısızlık yaşadıkları sonucuna ulaşması şaşırtıcı sayılmaz. Bu kişiler yetişkinlikte yetersiz ve hayatlarındaki problemleri çözme becerilerinden yoksun olacaktır.
Madem ki yaşamın ilk yılları çocuğun kişilik gelişimi üzerinde oldukça etkili ve madem ki kişiliğin temel taşları bu evrede atılıyor o halde çocuğun gözünü açtığı ilk kucağın ; doğup büyüdüğü ilk ocağın eğitimden nasibini alması gerekmiyor mu? Kuşkusuz gerekiyor.
Ama ne gariptir ki çağın bilgi çağı ; ona ulaşmanın ise çocuk oyuncağı olduğu günümüz toplumunda aileler çok basit hatalara düşebiliyor ; yanlış eğitimler sonucunda mutsuz ve işe yaramaz kuşakların fidanlarını büyütüyorlar.
Çocuğun en yakınındaki olumsuz ve yanlış örnekler çocuğu derinden etkiler. Örneğin;
Birçok aile reisi çocuklarının birer olgun insan gibi hareket etmesini isterken ; kendileri hamlığın doruklarında gezer. Yalanı şiddetle kötüleyip kınarken akşam çalan telefonuna ? maalesef şuan evde değilim ; toplantım var? ; cevabını basitçe verir.
Bir de çocukları için her türlü fedakarlığı gözünü kırpmadan yapabilen anne babalar var. Bunların sayısı da oldukça fazladır. Çocuklarına verebilecekleri zamanı olamayan anne ve babalar ; çocuklarının zamanını alacak birden fazla meşgaleyi hemen bulurlar. Türlü türlü oyuncaklar ; playstationlar ; bilgisayarlar ; markalı eşyalar ve pahalı cep telefonları?
Anne babasının koşulsuz EVET ini kazanan ; dünyasında sadece maddiyata dayalı sevinçlerin olduğu bir çocuğun ne tür tehlikeler yaşayacağını isterseniz bir düşünün.
Ya ; bir dediği diğerini tutmayan ; birbiriyle çelişen ;tutarsız ebeveynlere ne demeli? Sadece çocuğa karşı yapılan tutarsız davranışlarla ilgili bile onlarca örnek verilip ; ebeveynlerin terbiye hatalarıyla ilgili de ciltler dolusu kitap yazılabilir. Bu tarz ebeveynler çocuklarının hata yapmaması için sert tedbirler alırlar ve hatta onları döverler. Çocuklarına böyle örnek olanlar kendilerinin iyi bir anne baba olmadıklarını kabul etmek zorundalar. Unutmayalım ki aile toplumun yapı taşıdır. Ve toplumun ayakta kalabilmesi için gereklidir. Sağlıklı toplumlar sağlıklı ailelerin eseridir.
Yüce ruhlu ; onurlu ve her şeyden önemlisi insan canlısı çocuklar yetiştirmeniz temennisiyle?
Bu yazı 2581 kişi tarafından görüntülendi.