Başakşehir’de bir uygulama yapılırken Başakşehir’i Başakşehir yapan özelliklere karşı saygılı davranılmalıdır. Burada yaşayanlar ; devasa beton yapıları seyretmek için değil yeşili bol bir alanda yaşamak için ; vızır vızır araç trafiğinin olduğu caddelerde değil ; sessiz sakin bir semtte yaşamak için burayı seçmişlerdir.
İstanbul ;da çoğu kez olgunlaşmış yerleşim alanlarında kamu mülkiyetindeki parseller ; kamuya gelir getireceği gerekçesi ile serbest rekabet koşulları yeterince oluşturulmadan ; bazen içeriden bilgi verilerek ; bazen de satış sonrası plan tadilatı yapılarak satılmaktadır. Bu işlemlerde sözde kamu çıkarları gözetilmektedir ancak asıl kazananlar bu imkanı verenler ile yararlananlar olmaktadır.
Kamu yararı kavramını ; belediyenin kasasına en fazla paranın girmesi olarak algılamak doğru değildir. Plan değişiklik kararlarını almanın bu kadar kolay olduğu ; hukuk sürecinde hakların bu kadar zor arandığı bir dönemde hiç kimsenin hakkı yenmeyecek şekilde hareket edilmelidir. Bahçeli evlerin arasına sonradan gökdelen yapmak bu evlerin hakkının yenmesidir. Planları parsel bazında yapmak o parsel civarındaki bölge yaşayanlarının hakkının yenmesidir. Konut alanlarının içerisine sonradan ticaret fonksiyonu vermek ; kültürel tesis yapılacak yere benzin istasyonu yapmak o bölge yaşayanlarının hakkının yenilmesidir. Arsa değeri çok artan Pazartürk’ün işletme koşullarını iyileştirmeyip başka bir yere taşımak bölge yaşayanlarının hakkının yenilmesidir. Bahçeşehir Şelale Park ;ta olduğu gibi parkı bakımsız bırakıp tam kalbine ticari bir yapı kondurmak ta ; hakkın yenilmesidir.
Evet ; belediyeler faaliyetlerini yürütürken gelir elde etmeliler ancak mal varlıklarını ve ortak alanları ; en fazla geliri elde etmek için değil ; toplum yaşamına katkı sağlamak ; daha yüksek artı değer sağlayacak projeleri uygulamak için kullanmalılar. O bölgede emekli ikramiyesiyle ev almış ; yıllarca borçlanarak ev almış maliklerin haklarına saygı göstererek gelir elde etmeliler.
Günlük yaşamda fark edemediğimiz bir müteahhit hesabını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir arsa ele alalım ; bu arsa 1.000 m2 olsun ; bölge yapılaşması ve bu arsanın emsal değeri de bir (1) olsun ; yani 1.000 m2 inşaat yapılabilsin ; 100 m2 den 10 daire mesela. Müteahhit burada bir bina yaparsa 3 lira arsaya para öder ; 3 lira da inşaata para harcar ; dairesini de bir liradan satarsa 10 lira ciro yapıp 4 lira kâr eder. Eğer bir şekilde bu parsel için belediye meclisinde bir plan tadilatı yapılıp emsal değeri ikiye çıkarılırsa ; aynı müteahhit 3 liraya aldığı arsaya 6 liraya inşaat yapıp 20 liraya binayı satar ve 11 lira kâr eder ; aynı hesapla eğer emsal vadide yaşadığımız gibi 3 ;65 yapılırsa kâr 22 ;55 lira olmaktadır. Bu kâr ticaret fonksiyonu da eklendiğinden daha da artmakta ve bu parselde başlangıçta beklenen kâr ; 6 kata çıkmaktadır. Müteahhit bir bina yaparak altı binalık kâr elde etmektedir.
Bu nedenlerle Sular Vadisi ;ne yapılması düşünülen yapı ile ilgili karar ; vadinin asli fonksiyonuna zarar vereceğinden ; taşkın riski yaşanmış bir yerde olmasından ; derin alüvyon zemininden ; yoğunluğu kabul edilebilir sınırların üzerinde artıracağından ve bölge yaşayanlarının istememesinden dolayı tekrar gözden geçirilmeli ve bu yapıdan vazgeçilmelidir.
Sinemada en ön sıraya filleri ancak kabadayılar oturtur ; onları da bu millet sevmez.
Bu yazı 2500 kişi tarafından görüntülendi.