13 Mayıs
İktidara kızmak ve eleştirmek ayrıdır, düşman ile bir olup iktidarı devirmek ayrıdır.

İktidara kızmak ve eleştirmek ayrıdır, düşman ile bir olup iktidarı devirmek ayrıdır.

Hakan Sarıhan

İktidara kızmak ve eleştirmek ayrıdır, düşman ile bir olup iktidarı devirmek ayrıdır. Meseleyi doğru yerden bakıp doğru sonuca varmak gerekir. 

1) Müslüman kimlikli iktidarın doğruları olduğu gibi hataları da vardır. İlk başta çok doğru ve güzel işler yapan iktidar, zamanla hatalı ve yanlış işlere imza atmıştır. Tıpkı bir çok yazar, ilim adamı, hoca, tarikat, cemaatin yaptığı gibi. O zaman düzeltmeye önce kendimizden başlamalıyız. 

2) İktidarın doğrularını görmek/övmek, yanlışlarını da bilmek/eleştirmek gerekir. Bunu yaparken, hiçbir menfaat beklemeden ve esas duruşumuzu kaybetmeden yapmalıyız. İktidarın doğrularını söylemek onu komple onayladığımız anlamına gelmediği gibi yanlışları eleştirmekte onu komple dışladığımız anlamına gelmez. Burada esas olan sadece doğruları yada sadece yanlışları söylememektir. Birinciyi yapanlar iktidarı hataya sürüklerken, ikinciyi yapanlar iktidarı yıkmak isteyen düşmanların ekmeğine yağ sürer. Doğru olan dengeli bir bakış açısıdır. 

3) İktidarın yanlışlarını eleştirirken ondan çok daha hatalı, ondan çok daha hırsız, ondan çok daha İslam düşmanı olanlarla hareket etmek, onların eleştirilerini dile getirmek, fetönün yaptığını yapmak olur. Muhalif olunabilir ancak durduğu yerin bilincinde olarak. Tarih boyunca Müslüman iktidarların hatalarından dolayı onlara muhalefet eden Müslümanlara, İslam düşmanları kucak açmış hatta onları desteklemiştir. Neden? Kendileri daha adil olduğu için mi? Amaçları muhaliflere destek değil, iktidarı yıpratıp onu ele geçirmektir. 

Buna en güzel örnek Hz. Osman’ın iktidarıdır. Hz. Osman iktidarda hem güzel işler yapmış hemde zaafiyetler göstermiştir. Bir kısım muhalifler, münafıkların oyununa gelmiş Hz. Osman’ı iktidardan indirip şehit etmişlerdir. Ancak Hz. Ali, Hz. Osman’ı hem eleştirmiş hemde desteklemiştir. Hatta onu öldürmeye gelenlere karşı iki oğlunu, Hz. Hasan ve Hüseyin’i Hz. Osman’ı korumak için yollamıştır. İşte Müslümanca duruş budur. 

Ne yazık ki tarih boyunca bu hataya düşen bir çok müslüman öncü, hoca, ilim adamı ve lider olmuştur. 

Padişahı devirmek isteyen kardeşlerine, batılılar kucak açmıştır; Jön Türkleri batı beslemiştir; Osmanlıya karşı Araplara batı destek vermiştir; Yaşar Nuri Öztürk, İhsan Eliaçık, Hüda Kaya, Ayhan Bilgen, Altan Tan, Mehmet Bekaroğlu, Abdullah Gül, Ali Bulaç vd. hep iktidara şu yada bu şekilde kızmış ama saflarını yanlış seçmişlerdir. Yanında yer aldıkları partiler iktidar partisinden çok daha zalim, çok daha hırsız, çok daha İslam düşmanıdırlar. Tıpkı ABD gibi dir onların yanında olduğu partiler. Kendi çevrelerine, yandaşlarına ve kendinlerini destekleyenlere adil ve özgürlükçü ama diğer tüm insanlara karşı zalim, hırsız ve düşmandır.

Elbette istisnalar muhakkak vardır. 

Son olarak Hz. Hüseyin’e karşı savaşan ancak namaz vakti Hz. Hüseyin’in arkasında namaz kılanlar için söylenen şu söz bunu en güzel şekilde ifade etmektedir: ‘Gönülleri müslümanlarla ama kılıçları kafirlerle. 

Rabbim hak, adalet ve özgürlükten ayrılmayan, yanlışı görüp eleştirirken İslam düşmanlarının oyununa gelmeyip safını kaybetmeyen Müslümanlardan eylesin bizleri.

Bu yazı 846 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur