21 Eylül
Ak Parti iktidara geleli tam 16 yıl oldu.

Ak Parti iktidara geleli tam 16 yıl oldu.

HAKAN SARIHAN

Ak Parti iktidara geleli tam 16 yıl oldu. Uzun yıllardır iktidarda olmasına rağmen, iktidarda muktedir olabilme mücadelesi verdi, sonunda tek başına iktidar ve muktedir olma yetkisini elde etti. 

Görüyoruz, Duyuyoruz Ama…

1) Ak Partili belediyelerin birçoğunda yolsuzluklar yaşandığına dair söylentileri artık duymayan kalmamıştır. Bu söylentiler özellikle imar alanında. Birçok belediye başkanı ve yardımcısının dolaylı yoldan ortak olduğu firmalar aracılığı ile belediyelere iş yaparak kendilerine çıkar sağladıkları en dikkat çeken iddialardan biri. Bir bakmışsınız daha önce bir memur ya da küçük esnaf olan bir kişi belediye başkanı olmuş ardından da iş adamı ya da fabrikatör olmuş. Belediye sınırları içerisindeki arsalar dolaylı olarak ortak oldukları firmalara imarsız satılıyor sonra buralar imara açılarak haksız kazanç elde ediliyor. Belediye sınırları içerisine yapılan sitelerden ücretsiz ya da maliyetinin altında rakamlara belediye başkanlarına ya da yardımcılarına daireler veriliyor/satılıyor. Bunları görüyoruz, duyuyoruz. Belki yapılanlar kanunlara aykırı değil ancak ahlaki değil ve hak değil. Bu tür haksız kazanç elde eden belediye başkanı ve çalışanlarının bir an önce ayıklanmasını istiyoruz. Bunlardan elde ettikleri haksız kazançların geri alınmasını da talep ediyoruz. 

2) Belediye başkanları makam aracı olarak en son model araçlara binmekte. Bir programa katıldıklarında korumaları, yardımcıları, şoförü vs. bir yığın adamla geliyorlar. Sanırsınız devletin en üst makamından biri geldi. Birçok büyük iş adamından daha konforlu makamları ve araçları var. Belediyelerdeki bu israfı görüyoruz, duyuyoruz ve biliyoruz. Elbette belediye başkanlarının makamları ve makam araçları olmalı ama mütevazi ve orta sınıf. Önümüzdeki yıl belediye seçimleri var. Şayet bu israfa dur denmez ve yolsuzluk yapan belediye başkanları görevden alınmaz ise Ak Parti’nin işi çok zor. Artık birçok Ak Parti seçmeni belediye seçimlerinde adaya bakarak oy vermeyi düşünüyor. Belediye hizmetleri ile halkın gönlünü kazanan Ak Parti’nin, belediyelerle iktidardan uzaklaşmaması için Cumhurbaşkanımızın çok acil önlemler alması lazım. Belediye başkan adayı gösterilirken muhakkak yerel dinamikler ve seçmen dikkate alınmalı. Ben aday gösterdim oldu, mantığı bu seçimde ters tepeceğe benziyor. Sonra ‘Neden Ak Partiye oy vermediniz?’ diye kimse kimseye kızmasın. Halkın gönlü Ak Partili, dürüst, temiz, hizmet ehli bir adaya oy vermekten yana. Bu durumda seçim sonucu Ak Parti yönetiminin tercihine bağlı olacak gibi gözüküyor. 

3) Gereksiz yere devletten maaş alan hatta yüklü maaşlar alan bürokratlar mevcut. Bu tipler halkın sırtına binmiş kene gibiler. Bazı bürokratları ise göreve gelen üst yönetici kendi adamını almak için kızağa çekmiş. Yani adamın tek suçu yeni gelen yöneticinin adamı olmaması. Bunların içerisinde çok tecrübeli, bilgili ve becerili bürokratlar olmasına rağmen bunlardan istifade edilmeyip kendi hallerine terk ediliyorlar. Bürokratların maliyetleri devletimize çok yüksek. Bir de bu yetmezmiş gibi birçoğunun özel şoförü, sekreteri hatta şahsına özel çaycısı dahi mevcut. Bir adama hizmet eden üç kişi. Bunları görüyoruz, duyuyoruz ve biliyoruz. Artık bu israfın önüne geçilmesi gerektiğini söylüyoruz. Eldeki mevcut kadronun en iyi şekilde değerlendirilmesini, gereksiz kişilerin işlerine son verilmesini bekliyoruz. Her gelen yöneticinin kendisine yeni eleman almak yerine eldeki mevcut personeli en iyi şekilde değerlendirmeli. Bürokratların birkaç tanesine birden hizmet edecek şoför, sekreter ve çaycı tahsis edilmeli. Tüm devlet kadrolarında eleman ve harcama israfının bir an önce önüne geçilmeli. 

4) Milletvekillerinin arsa ve iş takibi peşinde koştuğu da en çok eleştirilen konulardan biri. Neymiş efendim milletvekili olmak için bir çuval para harcanıyormuş. Harcama efendim. Orası para kazanılacak yer değil. Orası halka dolayısı ile Hakka hizmet etme yeri. Dün sıradan bir vatandaş olan biri milletvekili olduktan sonra bir bakıyorsun oturduğu evi, arabası, giyinmesi, yemesi ve içmesi değişiyor. Sonra da halkı anlamıyor. Tabi anlamaz. Boğazından hak olmayan para bir kere geçmeye görsün ondan sonra dön dönebilirsen. Bir kısım milletvekilinin yapmış olduğu bu alavere dalavere işleri görüyoruz ve duyuyoruz. Artık millete vekil olacakların, milletvekili adayı gösterilmesini istiyoruz. Milletin değil de kendi ailesinin ve yakın çevresinin vekili olacak milletvekilleri istemiyoruz. Milletvekili adayı gösterilirken yerel unsurların ve halkın talebinin öncelenmesini istiyoruz. 

5) Bazı devlet ve belediye ihaleleri hak edene değil de akrabaya, tanıdığa veriliyor. Bu kişiler bazen üç kuruşluk işi, on kuruşa yapıyor. Bazen de iş yapılıyor ama ondan sonra dökülüyor. Toplayana aşk olsun. Pıtrak gibi zenginler çoğalmaya başladı. Adamın zenginleşme hızına uçak hızı yetişemiyor. Bari bir de işi adam gibi yapsa. Bunları görüyor ve duyuyoruz. İş ehline verilmeli isterse bizim partiden, bizim meşrepten olmasın. Elbette öncelik yerli firma ve ülkesini seven insanlara olsun. İhaleler çok iyi denetim altına alınmadıktan sonra bu milletin parası daha çok peşkeş çekilir birilerine. Bu paralarda daha doğmamış yetimlerin dahi hakkı olduğunu kimse unutmamalı. Ahirete inanan kadroların ahirete inanarak bu işleri yapmasını talep ediyoruz. 

6) Cumhurbaşkanımızın yakın akrabalarının çevresinde kümelenen bir kısım yağcılar ve menfaatperestler var. Bunlar, bu genç kardeşlerimizin saflığından ve tecrübesizliğinden istifade edip onlara yağlı – ballı konuşarak, onları överek yanlış yönlendirmeler yapmaktalar. Kendi menfaatlerini her şeyin üstünde tutan bu tipler birçok ahlaklı ve iyi insanı da ya küstürmekte ya da verdikleri yanlış bilgi ile önlerini kapatmaktalar. Bunları görüyoruz ve duyuyoruz. Cumhurbaşkanımız yakın akrabalarına güvenmeli ancak onların yanlış bilgilendirmesi ile kendisini etkilemelerine izin vermemeli. Bu konuda tecrübesi ve bilgisine güvendiği kişileri muhakkak yakın akrabalarının yanına yerleştirmeli. Ayrıca ekonomi bilgi, tecrübe ve birikim isteyen bir alan. Bu alana daha yetkin kişileri atamalı. Güven ve akraba her işte en iyi sonucu vermez. Öncelikle iş ehline verilmeli. Elbette ehil olan da güvenilir olmalı. Ekonomi yönetiminin bir an önce ehil insanlara teslim edilmesini bekliyoruz. 

7) Fetö soruşturması kapsamında daha çok alt kademeden insanların içeri alındığını, üst kademenin birçoğunun yurt dışına kaçtığını, siyasette yakını olanların bir şekilde kendilerini koruduklarının farkındayız. Kayseri, Ordu gibi bazı illerde hala bu yapılanmadan olan kişiler aktifler ve korunuyorlar. Alt kademeden birçok memur ise örgüt içerisinde çok pasif olmalarına rağmen çok büyük sıkıntılar yaşıyor. Hatta Ak Parti’yi destekleyen kimi insanlar kendilerine yapılan bu haksızlıklar karşısında seslerini duyuramadığı gibi gün geçtikçe Ak Parti düşmanı oluyorlar. Fetö ile mücadele de üst düzeyden ziyade alt taraf, halk tabakası ile mücadele ediliyormuş görünümü var. Buda halk tarafından üzüntü ile karşılanıyor. Bunları görüyoruz ve duyuyoruz.15 Temmuz gecesi Ak Partili siyasetçilerin hepsi araştırılıp hangileri darbe girişimi başarısız olduktan sonra ortaya çıktı ise bunlar partiden ayıklanmalı. Üst düzey bürokrat, siyasetçi ve iş adamı olan Fetöcüler acilen tespit edilmeli. Polis, yargı mensubu, asker gibi güvenlik ve stratejik yerler dışındaki Fetö ile irtibatı düşük seviyede olan memurlara hayat hakkı tanınmalı. Ayrıca Fetö ile hiçbir bağı olmayıp bu süreçte yanlışlıkla ya da yanlış ihbarla atılmış olanlara yeniden iadeyi itibar yapılmalı. Fetöcü diye tövbe etmiş, bu ihanet şebekesinden ayrılmış insanlar ve aileleri topluma yeniden kazandırılmaya çalışılmalı. 8)Cumhurbaşkanımızın çağrılarına halkımız malı ve canı ile karşılık verdi. 15 Temmuz da canını, ekonomik krizlerde de döviz ve altınını bozdurarak malını verdi. Ancak iktidarın zengin ettiği birçok iş adamını, birçok bakanı ve birçok milletvekilini, Cumhurbaşkanımızın ülke fedakarlığı için yaptığı çağrılarında hiç ön planda görmüyoruz. Nimet anında ön planda olan bu kişiler ülkenin zor zamanında sonradan çıkıyor ortaya. Hatta bu insanların Cumhurbaşkanımız dövizinizi bozdurun çağrısı yaptığında tam tersi döviz aldığını haber alıyoruz. Bunları görüyoruz ve duyuyoruz. Nimet zamanında ön planda olanın zor zamanda da ön planda olmasını talep ediyoruz. Yok, olmuyorlarsa bu ülkenin nimetlerinden daha fazla faydalanmamalarını ve halka hizmette önde olamayanın nimette de önde olmaması gerektiğini söylüyoruz. Ayrıca iktidar nimetinden faydalanan iş adamlarının, bakanların, belediye başkanlarının ve milletvekillerinin döviz çağrıları yapıldığı dönemlerdeki hesap hareketlerinin incelenmesini ve çıkan sonuca göre bu kişilere tavır alınmasını Cumhurbaşkanımızdan talep ediyoruz. 

9) Cumhurbaşkanımıza yaranmak için, onun hatasını dahi alkışlayıp göklere çıkaranlar var. Hatasını söyleme cesareti gösteremediği gibi hatayı zafer gibi sunanlar, Cumhurbaşkanımızı yanlış yönlendiren yağcılar, menfaatperestler var. Bunları görüyoruz ve duyuyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu tiplere prim vermemesini, samimiyeti her halinden belli olan, çevresi tarafından sayılıp sevilen kimselerin sözlerine kulak asmasını istiyoruz. Bu tipler sinek gibidir. Menfaati nerede ise orada olur. Meseleleri ne ülke ne Ak Parti nede Erdoğan’dır. Tek dertleri kendi gemilerini okyanusta yüzdürmektir. Kendi gemileri yüzdükten sonra ülke batsa umurlarında olmaz bu tiplerin. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın yanındakileri cesaretli olmaya hakkı ve adaleti Cumhurbaşkanımıza söylemeye davet ediyoruz. Allah’tan korkmanın her hangi bir yöneticiden korkmaktan daha evla olduğunu hatırlatmak isteriz. Zaten Cumhurbaşkanımızda sık sık kendisinin pir fani olduğunu, hataları olabileceğini dile getiriyor. Geriye bunu söyleyecek yiğitler kalıyor. 

10) Ülkemizin milli geliri artarken zengine düşen oranın çok yüksek fakire düşenin ise çok düşük olduğunu görüyoruz. Halkımızın maddi durumu her geçen gün daha da iyileşiyor. Ancak halk bir ilerliyorsa zengin yüz ilerliyor. Bunları görüyoruz, duyuyoruz ve biliyoruz. Bu adaletsiz gelir dağılımının önüne geçilmesini istiyoruz. Emeklilere verilen bayram ikramiyesi gibi girişimlerin çoğalmasını, zenginlere sağlanan teşvik ve desteğin halkımıza yönelikte farklı uygulamalarının yapılmasını bekliyoruz. Örneğin şirketler KDV harcamalarını devletten alabiliyorken, halkımızın yapmış olduğu harcamalardaki KDV devlete kalıyor. Bu KDV ler halka yeniden verilebilir. Bunun gibi uygulamalar ile halkımızın üzerindeki yükün hafifletilmesini talep ediyoruz. 

11) Özellikle Ak Parti’yi ve dolayısı ile hükümeti destekleyen birçok medya kuruluşunda yalan, yanlış haberler yapılabiliyor. Sadece hükümete şirin gözükmek için yapılan bu haberler, hükümet karşıtlarını ve tarafsız olan insanların hükümete karşı daha fazla hınç duymasına, hükümetten uzaklaşmasına neden oluyor. Bazen de bu yayın organları hükümet üyelerinden ya da Ak Parti’den bir kişinin alenen yaptığı hatayı sonuna kadar savunuyor. Bir kısım yazar ise yalakalıktan başka yazı yazmıyor. Görevleri hakkı söyleyip, doğruyu alkışlamak olan bu tiplerin kaleminden sadece menfaat akıyor. Bunları görüyoruz, duyuyoruz ve biliyoruz. Bu durumda Hak, Adalet, Ahlak gibi vaz geçemeyeceğimiz kavramlarımız zedeleniyor. Bu basın kuruluşları kesinlikle yalan haberden, adaletsizlikten ve ahlaksızlıktan vaz geçmeliler. Hükümete yarar sağlayacağını sanan bu insanlar dolaylı olarak çok zarar veriyorlar. Bu tip yayın kuruluşlarına verilen her türlü desteğin, yayın kuruluşu ya da yazarın kendini düzeltene kadar kesilmesini bekliyoruz. Eğer hakkı ve adaleti savunan muhalif sesler kalmazsa her yapılan hatayı doğru görmeye başlar yöneticilerimiz. Buda toplum olarak hepimizin felakete gittiğinin açık bir göstergesidir. 

12) Dolandırıcılık, din istismarı, hırsızlık, adam dövme ve yaralama, ruhsatsız silah kullanma gibi adi suçlara çok cüzi cezalar veriliyor. Hatta güvenlik güçleri bu tip olaylarla çok ilgilenmiyor bile. ‘Yakalasak ne olacak, biz yakalıyoruz onları, mahkemeler hemen salı veriyor’ deyip insanları başlarından savıyorlar. Bunları görüyoruz ve duyuyoruz. Bu tip çok mağdur insan var artık. Özellikle dolandırıcılık hat safhada. Dolandırılmak üzere telefon ya da internet üzerinden aranmamış insan yoktur desek yeridir. Bu tip adi suçlarla daha önce gasp ile yapılan mücadele benzeri bir mücadele yapılıp, halkın bu yarasına bir an önce çare olunmasını bekliyoruz. Özellikle emniyet teşkilatının bu konuda daha duyarlı olmasını bekliyoruz. Bu tip dolandırıcılar çok alenen bu işleri yapmaktalar. Emniyetimiz bunların üzerine gitse anında bu dolandırıcılık işleri kesilir. 

13) Büyük ihaleleri alan firmalara pozitif ayrımcılık yapılıyor. Bu ihaleler onlara döviz ile veriliyor. Yap, işlet, devret modeli, bu tip ihalelerde dövizde yaşanan yüksek artış bu firmaların ekmeğine yağ sürüyor. Devletimiz bu firmaların yurt dışı kredilerine kefil oluyor. Devletten çok düşük faizle kredi de alan bu tip firmaları görüyoruz ve duyuyoruz. Bu firmalar gerçekten yaptıkları işe göre yüksek kazançlar sağlıyor ve döviz artışından çok kar elde ediyorlarsa bunların önüne geçilmesini istiyoruz. Bu tür firmalarında ülkemiz için fedakarlık yapmasını bekliyoruz. Kimse iş yapanın zarar etmesini istemez. Ama fedakarlık zamanında belki kar yapılmaz ya da az kar yapılabilir. Bu maddelere başka maddelerde eklemek mümkün. Eğitim, inşaat yatırımları, üretime dayalı ekonomi gibi yazılabilecekleri bir kenara koyuyoruz.

AMA… Tüm yukarıda belirtmiş olduğum yanlışları, eksikleri ve hataları görüyoruz duyuyoruz ve bir kısmını da biliyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki; 

1) Cumhurbaşkanımız tüm dünya da ülkemizin başını dik ve saygın bir konuma yükseltti. 

2) Ülkemiz, tüm dünya mazlumlarının umudu haline geldi. Dünya’nın en büyük iyilik ihraç eden ülkesi olduk. Tüm dünya mazlumlarının başta Suriye, Filistin olmak üzere dualarını alıyoruz. Bundan büyük mutluluk olabilir mi? 

3) Ülkemiz birçok alanda kalkındı ve kalkınmaya devam ediyor. 

4) Ak Parti 16 yıldır iktidar olmasına rağmen hala Ak Parti’ye alternatif olabilecek bir parti çıkmadı, muhalefet böyle bir parti çıkaramadı. 

5) Cumhurbaşkanımız ‘Dünya beşten büyüktür’ diyerek tüm dünya müstekbirlerine meydan okudu. ABD’ye ve İsrail’e kafa tuttu. Şunun bilincindeyiz ki dünya müstekbirleri ülkemizde her türlü oyunu oynuyor. Tek dertleri Türkiye lider bir ülke olmasın. Bunun önünde ise en büyük engel olarak Cumhurbaşkanımızı görüyorlar. 

6) Halk ve devletin küskünlüğü bitme noktasına geldi. Devletini, bayrağını, ülkesini seven insan sayısı çok arttı. Halkın dini, dili ve ırkı ile uğraşmayan bir devlet oluşturuldu. 

7) Asker vesayetinde olan bir devletten askerin, sivillerin emrinde olan bir devlete geçildi. Askeriye yeniden ‘Mehmetçik, Peygamber ocağı’ olmaya başladı. Asker ve halk kucaklaşması yaşandı. 

8)Güneydoğu Anadolu’da güvenlik yeniden sağlandı. PKK’nın ülkemize, halkımıza ve askerimize verdiği zarar en aza indirildi. Terör saldırılarından dolayı asker ve sivil ölümlerinde kayıplar çok aza indi. Doğu ve Batı yeniden kardeş olduğunu hatırladı. … 

Tüm bu yapılanlar ise bizim Ak Parti’nin hatalarına karşı sesimizi kesiyor. Bunları görünce yukarıdakileri görmemezlikten geliyoruz. Ancak Ak Parti artık bu hatalardan da kurtulmalı. Artık önünde bir engel kalmadı. Artık ustalık vakti başlamalı. Artık Türkiye dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmek için hamlelerini yapmalı. Bunun vakti sizce de gelmedi mi? Ak Parti 2019 yerel seçimlerine giderken içerisindeki hataları ya düzeltmeli ya da düzeltmez ise biz AK Parti’yi destekleyenler olarak, düzeltmeleri için elimizden geleni yapacağız. Ülkesini seven insanlar olarak Ak Parti’nin ülkemize vereceği hizmetin daha ileriye gitmesi için gereken neyse yapmaya hazırız…

Bu yazı 327 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur