19 Ocak
Gülten Özkan; KARNE NE İFADE EDER?

Gülten Özkan; KARNE NE İFADE EDER?

KARNE NE İFADE EDER?

Evlatlarımız bugün karnelerini aldı. Bir dönem emeklerinin semeresini…

Peki notla neyi ne kadar ölçebilirsiniz?

Bir çocuğun hayallerini, duygularını, sınavdaki baş ya da karın ağrısını, geleceğe dair korkularını, geleceğe dair kendisinin daha vahimi ailesinin beklentilerini ve tüm bunların onda oluşturduğu korku ve tedirginliği ya da daha kötüsü hiçbir hayalinin, hiçbir beklentisinin olmamasını karnenin neresine, nasıl yazabilirsiniz?  


Elbette her insan Yaratıcı’nın müthiş bir sanat eseridir. Herbirimiz her şeyimizle birbirimizden farklı ve özeliz. Birinin sayılarla arası iyiyken, biri kelimelerle dans etmeyi sever. Biri renklerle ifade eder kendini ve dünyasını, diğeri sesini kullanır bunun için. Ama biz eğitimciler herkese en azından standart düzeyde aynı bilgileri verip verdiğimizin karşılığını görmek isteriz. Her çocuk kapasitesince ya da kapasitesini kullandığı ölçüde alır verdiklerimizi ve sonunda elinde karne ile çıkar karşımıza.  
Gözden kaçırmamamız gereken nokta ise herkesin her şeyde mükemmel olamayacağıdır. Olmak zorunda da değildir. Zira Allah bize “Neden bankada şu kadar hesabın, neden evin, araban yok, yani her şeyin en mükemmeline sahip değilsin?” diye hesap sormayacak, ama yaptığımız işi en iyi yapıp yapmadığımızı, verdiği sağlık ve aklı doğru işler için, helal çizgide kullanıp kullanmadığımızı soracak. Zira Müslüman elinden gelenin en iyisini yapmakla, çalışmakla yükümlüdür, başarı ve rızık ise Allah’ın takdiriyledir. Olması da imtihandır olmaması da. Bunca sözden varmak istediğim nokta ise şudur ki bugün evlatlarımızın karnesine baktığımızda lütfen sorduğumuz şey “Yavrum sen bu dönem gerçekten çalıştın mı? Derslerini pür dikkat dinleyip yapman gerekeni sonuna kadar yaptın mı? Yani bu karne senin tüm çabalarından sonra gelebildiğin nokta mı? Yoksa öğrenciliğini -ki başka bir görevin yok şu an- ciddiye almamanın sonucu mu?” sorumuz bu minvalde olsun. Çocuklarımıza aslolanın çalışmak, sorumluluk almak olduğunu öğretelim. Gerisi gelecektir.  


Karne önemlidir, ama unutmayalım her şey değildir. Anne-baba olarak kendi gururumuzu tatmin etme yolu hiç değildir. Zayıf mı aldı, bırakalım alsın. Onun acısını ve mahcubiyetini hissetsin çocuk. İkinci dönem düzeltmek için sancı çeksin, baş ağrısı çeksin, ama bırakalım bunu kendisi yapsın. Onun yerine kırk takla atmayalım, çünkü bu çocuklar çok değil 9-10 yıl sonra hayata atıldıklarında her kusurlarını örtmek, her düştüklerinde kaldırmak için yanlarında olmayacağız.  


Evlatlarımızın karakterleri bu yaşlarda oturur, kemale erer. Okul, karne ve biz ebeveynlerin velilik tutumlarının onları aynı zamanda hayata hazırlayan birer basamak olduğunu lütfen göz ardı etmeyelim.


Bir de bugün hepimiz biraz da kendi amel karnemizi sorgulayalım. Çocukları hesaba çekmek inanın çok kolay ya kendi nefsimiz? Amellerimiz, yaptıklarımız, yapmamız gerekirken hep ertelediklerimiz… Bugün çocuklarımızın karnesine bakarken ahirette sağ ya da solumuzdan -Allah muhafaza- alacağımız kendi karnelerimizi de aklımıza getirelim. Çocuklarımızın karnesinin telafisi için önlerinde koca bir ikinci dönem var. Daha bu maçın rövanşı var anlayacağınız. Ama son nefesi verdiğimizde, ki ne zaman bilmiyoruz, şairin dediği gibi “Belki yarın belki yarından da yakın”, yani hayatın bitiş düdüğü çaldığında, o karneye tek virgül bile ekleme şansımız olmayacak.


Haydi bugün hep beraber kendimiz için, ailemiz, hatta tüm insanlık için bir güzellik yapalım. İyi amellerimizi çoğaltalım, ahlakımızı güzelleştirmek için çaba harcayalım. Gençlerin deyimiyle ‘sevap point’imizi arttıralım. Çünkü tıpkı kötülük gibi iyilik de bulaşıcıdır. Ve bir insanı ihya eden, tüm insanlığa hayat vermiş gibi olur.  
Selametle, iyilikle kalın. Kendinize ve evlatlarınıza iyi davranın…

Gülten Özkan

Özel Sinerji Anadolu Lisesi -Edebiyat Öğretmeni

Bu yazı 529 kişi tarafından görüntülendi.

Yorum Ekle

Tüm alanları doldurmak zorunludur